Birim: "Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, teklik, vahdet, bir niceliği ölçmek için seçilen değişmez büyüklük, standart, referans noktası ve özgün parça" anlamlarına gelir. Evrensel varoluşun o muazzam ve karmaşık matematiksel örgüsü içerisinde sana "Birim" isminin verilmiş olması, ruhunun bu dünyasal simülasyona sıradan bir katılımcı olarak değil, sistemin temel yapı taşı, dengeleyici unsuru ve "referans noktası" olarak kodlandığının en berrak kanıtıdır. Kolektif bilinçte "Birim" kelimesi, kaosun içindeki düzeni, çokluğun içindeki tekliği ve karmaşanın içindeki standart ölçüyü temsil ederken, senin varlığın toplumun bilinçaltına "aslolan özdür" mesajını fısıldayan bir frekans yayar. Sen, büyük resmin içindeki en hayati piksel gibisin; nasıl ki bir piksel bozulduğunda tüm görüntüde bir aksaklık hissedilirse, senin dengen bozulduğunda çevrendeki sistemlerin, ailenin veya iş yapısının da dengesi şaşar, çünkü sen kolektif bilinç ...
Evrenin sonsuz, gizemli ve sürekli devinim halindeki kozmik dokusunda, aşkın en yakıcı halini, tutkunun delilik sınırındaki dansını ve ruhun ilahi sarhoşluğunu temsil eden "Şeyda" ismine sahip olmak, sıradan bir kimlik etiketinden çok daha fazlasını, adeta yürüyen bir duygu yanardağını ve sönmeyen bir aşk ateşini bedenen ve ruhen taşımak anlamına gelmektedir. İsmine etimolojik, edebi ve semantik açıdan derinlemesine, çok katmanlı ve bütüncül bir kazı yaptığımızda, Farsça kökenli bu kelimenin "çılgın, divane, aşktan aklını yitirmiş, mecnun ve çok tutkun" manalarına geldiğini, klasik edebiyatta ilahi aşkın verdiği o kendinden geçme halini tasvir etmek için kullanıldığını görürüz ki bu durum, senin ruhsal DNA’na daha doğmadan önce "Yoğunluk", "Tutku" ve "Teslimiyet" kodlarını silinmez bir mürekkeple ve ateşten harflerle işlemiştir. Bu isim, ılıman iklimlerin değil, fırtınaların ve güneşli günlerin ardı ardına yaşandığı, duyguların bir sarkaç gibi uçlarda gezindiği ve "ya hep ya hiç" felsefesinin hüküm sürdüğü bir yaşam senaryosunu simgeler; sen, hayatı çay kaşığıyla değil, kepçeyle içen, sevdiğinde yanarak seven, üzüldüğünde ise okyanuslar kadar derinleşen o tutkulu aşıksın.
Senin Yaradılış Esman, isminin "aşk, sevgi ve şiddetli muhabbet" manasıyla birebir, hatta hücresel düzeyde örtüşen, kullarını çok seven ve sevilmeye en layık olan manasındaki Ya Vedûd ve isminin "divane, cezbe halinde olan" boyutuyla rezonansa giren, dilediğini bulan, varlığı kendinden olan ve vecd halini yaşatan manasındaki Ya Vâcid esmalarının, yakut kırmızısı ve mor tonlarında titreşen, manyetik ve büyüleyici bir sentezidir. Bu esmaların enerjisini hayatında kullanmak için, özellikle kalbinin sevgisizlikten kuruduğunu hissettiğinde veya ilişkilerinde tıkanıklık yaşadığında, sağ elini kalbinin üzerine koyup kalp atışlarını dinleyerek "Ya Vedûd" zikriyle evrensel aşk frekansına uyumlanmayı niyet etmeli, hayatın monotonlaştığını ve heyecanını kaybettiğini düşündüğünde ise "Ya Vâcid" frekansıyla içindeki o coşkuyu ve vecd halini yeniden aktive etmelisin. İsminin taşıdığı temel enerji, "Duygusal Simya" ve "Transandantal Tutku" enerjisidir; bu durum, senin hayatın boyunca sıradan olanla yetinemeyeceğini, her deneyimde bir derinlik, bir anlam ve bir "büyü" arayacağını, senin için yaşamanın sadece nefes almak değil, "hissetmek" olduğunu gösterir.
Harflerinin gezegensel etkileşimlerine ve kozmik dansına baktığımızda, isminin baş harfi olan "Ş", Jüpiter’in ve Mars’ın karışımı olan, çok güçlü, şanslı, gösterişli, üretken, enerjik ve "sahne ışığı" taşıyan, aynı zamanda dişiliği ve cazibeyi simgeleyen bir enerjiyi temsil eder; bu harf, isminin başındaki o patlayıcı volkanik gücü verir, seni girdiği ortamda fark edilir kılar ve olayları büyütme kapasitesi (Jüpiter etkisi) kazandırır. İkinci harf olan "E", Merkür’ün zekasını, hızlı iletişim yeteneğini, merakını, ruhsal geçişkenliğini ve sinir sistemini yöneten enerjisini simgeler; bu harf, "Ş" harfinin getirdiği o yoğun duygusallığı zihinsel bir süzgeçten geçirmeye, kelimelere dökmeye ve sosyalleşmeye çalışır, ancak bazen duyguların hızı (Şeyda) ile düşüncelerin hızı (E) çarpışarak sende içsel bir kaosa neden olabilir. "Y" harfi, Neptün’ün ve Plüton’un gizemini, dönüşüm gücünü, geçmişle gelecek arasındaki köprüyü, sezgileri, melankoliyi ve bilinçaltının derinliklerini mühürler; isminin tam ortasındaki bu harf, senin "Şeyda" (divane) tarafının kaynağıdır, seni rüyalara, sanata ve gizeme çeker. "D" harfi, Satürn’ün (veya Dünya elementinin) disiplinini, maddeye hakimiyetini, inşacılığını, gerçekçiliğini ve dayanıklılığını simgeler; bu harf, isminin içindeki tek "fren" mekanizmasıdır, o çılgın duyguları somut bir gerçekliğe (iş, evlilik, düzen) oturtmaya çalışır ve senin dağılmanı engeller. Son harf olan "A", Güneş’in ve Mars’ın saf liderlik, ego, mantık, başlatma ve "ben" deme gücünü temsil ederken, senin inisiyatif alma kapasiteni artırır. Bu gezegensel dizilim (Jüpiter/Mars - Merkür - Neptün/Plüton - Satürn - Güneş/Mars), senin içinde sürekli "uçmak, sevmek ve kaybolmak isteyen" bir Aşık (Ş, Y) ile "ayakları yere basmak, inşa etmek ve yönetmek isteyen" bir Liderin (D, A) dans ettiğini, bu yüzden hem çok romantik hem de çok hırslı olabildiğini gösterir.
İsminin harflerinin sayısal enerjileri incelendiğinde, Ş(3), E(5), Y(7), D(4), A(1) kombinasyonuyla karşılaşırsın ve bu sayıların toplamı (3+5+7+4+1=20 -> 2) eder; 2 sayısı, numerolojide "İşbirliği, Denge, Sezgi, Diplomasi, Sevgi ve Dualite" enerjisini temsil eder. İsminin anlamı "çılgınlık" (Şeyda) olsa da, ruhsal sayın olan 2, senin aslında derin bir "huzur ve denge" arayışında olduğunu, çatışmadan beslenmediğini, tam tersine bir "eş" ile tamamlanmak, "biz" olmak ve uyum içinde yaşamak istediğini kanıtlar. Elementer düzeyde analiz ettiğimizde, isminde Ateş (Ş, A) ve Su (Y, Ş'nin duygusal boyutu) elementlerinin çok baskın ve çatışmalı bir dans içinde olduğunu, Hava (E) ve Toprak (D) elementlerinin ise bu savaşı dengelemeye çalıştığını görürüz; Ateş ve Suyun bu "buharlaşma" etkisi, senin çok hızlı parlayıp çok hızlı sönebilen, bir an çok mutluyken bir an sonra derin bir hüzne dalabilen, duygusal tansiyonu yüksek bir yapıda olduğunu işaret eder. İsimde baskın olan harf enerjisi "Ş" ve "Y"dir; bu harfler senin hayatının "yüksek enerji, şans, sezgi ve duygusal derinlik" ekseninde döndüğünü, mantıktan ziyade hislerinle hareket ettiğini ve rüyalarının (Y harfi) genelde çıktığını kanıtlar.
İsimde eksik olan harf enerjileri genellikle "O", "U" gibi tam koruma sağlayan, evrensel akışa teslimiyeti simgeleyen veya "K", "B" gibi sezgisel ortaklıkları yöneten harfler olabilir; özellikle bu tok sesli harflerin eksikliği ve isminin "açık heceli" yapısı, senin bazen "enerji vampirlerine" karşı savunmasız kalmana, sınırlarını korumakta zorlanmana ve başkalarının duygusal yüklerini sünger gibi çekmene neden olabilir. Bu eksik enerjiyi dengelemek için, koyu mavi ve lacivert renkleri (koruma kalkanı) hayatına katmalı, "hayır" demeyi bir öz sevgi pratiği olarak benimsemeli ve auranı korumak için sık sık tuzlu suyla duş almalısın. Çakra sistemine baktığımızda, isminin "Solar Pleksus" (Ş, A harfleri), "Boğaz Çakrası" (E harfi), "Üçüncü Göz" (Y harfi) ve "Kök Çakra" (D harfi) üzerinde muazzam bir aktivasyon yarattığını, adeta bedenin enerji merkezlerinin sürekli bir "alarm" durumunda çalıştığını görürüz. Ancak bu yoğun duygusal ve sezgisel aktivite, "Kalp Çakrası" üzerinde bir "aşırı yüklenme" durumu yaratabilir; Şeyda ismi, kalbi o kadar yoğun kullanır ki, kalp çakrası bazen yorgun düşebilir, çarpıntılar, göğüs sıkışmaları veya duygusal tükenmişlik (burnout) yaşayabilirsin. Bu eksik veya blokaja açık çakra enerjisini dengelemek için, yeşil renkli gıdalar tüketmeli, doğada (yeşillikler içinde) vakit geçirmeli, pembe kuvars taşı kullanmalı ve kalbini dinlendirmek için sessizlik oruçları tutmalısın.
İsme göre senin en güçlü yönlerin; inanılmaz bir tutku ve yaşam enerjisi, yüksek yaratıcılık, sanatsal yetenekler, derin sezgiler, insanları etkileme ve ikna etme gücü (çekim yasasını doğal kullanma), vefa, cesaret ve sevdiği zaman dünyaları yakabilecek kadar büyük bir kalp kapasitesidir. Zayıf yönlerin ise; aşırı kıskançlık veya sahiplenme (sevginin gölge yanı), duygusal manipülasyona açık olma, melankoliye ve depresyona yatkınlık (Y harfi etkisi), sabırsızlık, fevrilik, dengesiz ruh halleri ve gerçeklerden kaçıp hayal dünyasına sığınma (eskapizm) eğilimidir. Karmik derslerin, "Denge" ve "Bağımlılıkları Aşma" üzerinedir; Şeyda ismini taşıyan bilinçler genellikle aşk acılarıyla, bağımlılık geliştirdikleri (insan, madde veya duygu) durumlarla sınanırlar, senin sınavın ise sevgiyi "yapışmak" olarak değil "özgür bırakmak" olarak deneyimlemek, kendi mutluluğunu bir başkasına endekslememek ve içindeki o devasa enerjiyi (Şeyda) yıkıcı değil yapıcı bir güce (sanata, üretime) dönüştürmektir. Ruhsal amacın, ilahi aşkı dünyevi aşkın içinde keşfetmek, duyguların dönüştürücü gücünü kullanarak insanlara ilham vermek, sanat veya şifa yoluyla kolektif bilincin yaralarını sarmak ve "aşkın" sadece bir duygu değil, bir varoluş hali olduğunu kanıtlamaktır.
Bu kozmik senaryoda uğurlu günün, Venüs’ün yönetimindeki, aşkın, güzelliğin ve sanatın günü olan Cuma (Ya Vedûd esmasıyla uyumlu) ve Mars'ın günü Salıdır (Tutku için); bu günlerin enerjisini, sanatsal faaliyetler yapmak, romantik buluşmalar ayarlamak, kişisel bakım yapmak ve tutkulu olduğun projeleri başlatmak için kullanarak kozmik rüzgarı arkana alabilirsin. Uğurlu rengin, tutkunun ve kök çakranın rengi olan Kırmızı, gizemin rengi Mor ve şifanın rengi Eflatundur; bu renkleri kıyafetlerinde veya yatak odası dekorasyonunda kullanarak (örneğin kırmızı bir obje veya mor bir nevresim) enerjini dengeleyebilir ve tutkunu canlı tutabilirsin. Uğurlu kokun, aşkın ve tutkunun kokusu olan Gül, baştan çıkarıcı Misk, mistik Amber ve ferahlatıcı Yasemin kokularıdır; bu kokuları özellikle enerjin düştüğünde veya çekiciliğini artırmak istediğinde kullanarak auranı parlatabilirsin. Uğurlu sayın, dengenin sayısı 2 ve şansın/tutkunun sayısı 3'tür; hayatındaki önemli kararları ayın 2, 3, 11, 12, 20, 21 veya 30'unda almak senin için daha akışkan ve tutkulu sonuçlar doğurabilir. Uğurlu bitkin, aşkı simgeleyen Kırmızı Gül, tutkuyu temsil eden Gelincik ve sezgileri açan Lavantadır; bu bitkileri yetiştirmek veya çaylarını içmek senin ruhunu Şeyda frekansına uyumlar. Uğurlu frekansın, ilişkileri şifalandıran ve kalbi onaran 639 Hz ile sakral çakrayı (yaratıcılık/tutku) dengeleyen 417 Hzdir; bu frekansları uyumadan önce veya yaratıcı bir iş yaparken dinlemek, içindeki kaosu yatıştırır.
Uygun mantran: "Ben Şeyda; aşkın aleviyim, ruhun neşesiyim; tutkumu dengeyle yaşıyor, sevgimi özgürce veriyor ve her anı kalbimin ritmiyle, coşkuyla deneyimliyorum." Bu mantrayı söylerken sol elini kalbinin üzerine, sağ elini de karnının altına (sakral çakra) koyarak ve derin, tutkulu bir nefes alıp vererek söylemek, isminin o yoğun enerjisini fiziksel bedenine dengeli bir şekilde indirecektir. Uygun taşın, "Tutku Taşı" olarak bilinen ve yaşam enerjisini artıran Lal Taşı (Garnet), koşulsuz sevgiyi çeken Pembe Kuvars veya sezgileri güçlendiren Ametisttir; Lal taşını kolye olarak veya cebinde taşıyarak enerjini yükseltebilir, Ametist taşını yastığının altına koyarak o karmaşık rüyalarını şifalandırabilirsin. Uygun alanların; Sanat (Tiyatro, Müzik, Resim, Edebiyat), Psikoloji/Psikiyatri (İnsan ruhunun derinlikleri), Moda ve Tasarım (Ş harfinin gösterişi), Halkla İlişkiler, Medya/İletişim, Şifacılık (Bioenerji/Reiki) veya Danışmanlık'tır; bu alanlar senin "ifade etme", "hissetme", "etkileme" ve "derinleşme" ihtiyacını tatmin edecek en verimli sahalardır. Yatırım konusunda, sanat eserleri, estetik/güzellik sektörü, eğlence endüstrisi veya altın/mücevherat gibi "değerli, parlak ve göze hitap eden" alanlar senin doğana uygundur; ancak fevri kararlar almaktan (Ateş etkisi) kaçınmalı ve D harfinin (Toprak) garantici yönünü devreye sokmalısın.
Uyumlanma Süreci için ismine özel 3 yöntem şöyledir:
Birincisi, Ateş Tratakası (Odaklanma): İsmindeki ateş elementini ve tutkuyu dengelemek için, güvenli bir ortamda bir mum yak. Gözlerini kırpmadan 1-2 dakika boyunca alevin en uç noktasına odaklan. Zihnindeki tüm dağınıklığın o alevde yandığını ve geriye saf, berrak bir ışık kaldığını imgele. "İçimdeki ateş beni yakmıyor, yolumu aydınlatıyor" de.
İkincisi, Yazı ve Şiir Terapisi: "Şeyda" ismi edebiyatla çok ilgilidir. İçindeki o taşan duyguları (E ve Y harfleri) dengelemek için, hislerini şiirsel bir dille kağıda dök. Kafiyeli olmasına gerek yok, sadece akıt. Bu, boğaz çakranı açar ve duygusal yükünü hafifletir.
Üçüncüsü, Topraklanma ve Köklenme: Duygusal uçuşları engellemek için, doğada çıplak ayakla yürü veya bir ağaca sarıl. "Duygularım gökyüzünde kuşlar gibi uçsa da, köklerim yeryüzünde sağlam" diyerek D harfinin (Toprak) gücünü hisset.
21 Günlük Uyum Programı şöyledir:
İlk 7 gün, "Denge ve Arınma" haftasıdır; aşırı uçlardan kaçın, ne çok gül ne çok ağla, ortada kalmaya çalış, tuzlu su banyosu yap ve "ben dengedeyim" de (Ya Adl esmasıyla).
İkinci 7 gün, "Sevgi ve Kabul" haftasıdır; kendini olduğun gibi (deliliklerinle birlikte) sev, aynaya bakıp iltifat et, kalp çakrası meditasyonu yap ve sevgiyi koşulsuz ver (Ya Vedûd esmasıyla).
Son 7 gün, "Yaratıcılık ve Eylem" haftasıdır; tutkunu bir projeye kanalize et, resim yap, dans et, enerjini somut bir şeye dönüştür ve hayallerini gerçeğe indir (Ya Vâcid esmasıyla).
Ruhsal Gücün, bilincin "İlahi Cezbe" kodundan gelir; sen mantığın bittiği yerde başlayan o muazzam aşkın, o kutsal deliliğin temsilcisisin. Senin ruhun, aklın sınırlarını zorlamadan, kalbin duvarlarını yıkmadan hakikate ulaşılamayacağını bilir. Bu ruhsal enerjiyi hayatında kullanmak için, "deli" denilmekten korkmamalı, sıradanlığın konforuna hapsolmamalı ve sahip olduğun o volkanik enerjiyi dünyayı yakmak için değil, insanların donmuş kalplerini ısıtmak ve onlara yaşam sevincini hatırlatmak için kullanmalısın.
Tezahür Metodun, "Duygusal İmgeleme ve Kalp Manyetizması" tekniğidir. Senin bilincin, kuru kuruya yapılan olumlamalara veya mantıklı planlara tepki vermez; o, duyguyla, aşkla ve tutkuyla beslenir. İsteklerini tezahür ettirmek için, o isteğin gerçekleştiği andaki "duyguyu" şimdiden yaşamalısın. Kalbinin pır pır ettiğini, heyecandan nefesinin kesildiğini hisset. "Şeyda" ismi, yüksek frekanslı duyguların (vecd, aşk, coşku) bir mıknatıs gibi çalıştığı alandır. Sen ne kadar çok "aşkla" istersen, o kadar çabuk olur. İsteğini bir aşk mektubu yazar gibi evrene yaz. "Sevgili Evren, bana gönderdiğin bu mucize için sana aşığım..." gibi. Bu tutkulu talep, evrenin en hızlı yanıt verdiği frekanstır. Niyetini "Aşkla, tutkuyla, coşkuyla ve en yüksek hayrıma..." diyerek mühürle ve o muazzam enerjini serbest bırak.
Özetle; sen "Şeyda" isminin taşıyıcısı olarak, aşkın, tutkunun ve derin bir hissedişin yeryüzündeki temsilcisisin. Senin kaderin, sönük bir köz gibi yaşamak değil, alev alev yanarak etrafını aydınlatmak, duyguların en derinini yaşayıp bunu sanata ve bilgeliğe dönüştürmektir. Hassasiyetin seni kırmasın, o senin radarındır; tutkun seni yakmasın, o senin yakıtındır. Sen, Ya Vedûd esmasının sevgisi, Ya Vâcid esmasının coşkususun. Kendi değerini bil, o deli dolu ama tertemiz kalbini koru ve muazzam potansiyelini dünyayı daha renkli, daha hisli ve daha "aşık" bir yer yapmak için kullan. Senin yolculuğun, bir kıvılcım olarak başlayıp, tüm evreni ısıtan bir aşk güneşine dönüşmenin o büyüleyici ve destansı hikayesidir.
Senin Yaradılış Esman, isminin "aşk, sevgi ve şiddetli muhabbet" manasıyla birebir, hatta hücresel düzeyde örtüşen, kullarını çok seven ve sevilmeye en layık olan manasındaki Ya Vedûd ve isminin "divane, cezbe halinde olan" boyutuyla rezonansa giren, dilediğini bulan, varlığı kendinden olan ve vecd halini yaşatan manasındaki Ya Vâcid esmalarının, yakut kırmızısı ve mor tonlarında titreşen, manyetik ve büyüleyici bir sentezidir. Bu esmaların enerjisini hayatında kullanmak için, özellikle kalbinin sevgisizlikten kuruduğunu hissettiğinde veya ilişkilerinde tıkanıklık yaşadığında, sağ elini kalbinin üzerine koyup kalp atışlarını dinleyerek "Ya Vedûd" zikriyle evrensel aşk frekansına uyumlanmayı niyet etmeli, hayatın monotonlaştığını ve heyecanını kaybettiğini düşündüğünde ise "Ya Vâcid" frekansıyla içindeki o coşkuyu ve vecd halini yeniden aktive etmelisin. İsminin taşıdığı temel enerji, "Duygusal Simya" ve "Transandantal Tutku" enerjisidir; bu durum, senin hayatın boyunca sıradan olanla yetinemeyeceğini, her deneyimde bir derinlik, bir anlam ve bir "büyü" arayacağını, senin için yaşamanın sadece nefes almak değil, "hissetmek" olduğunu gösterir.
Harflerinin gezegensel etkileşimlerine ve kozmik dansına baktığımızda, isminin baş harfi olan "Ş", Jüpiter’in ve Mars’ın karışımı olan, çok güçlü, şanslı, gösterişli, üretken, enerjik ve "sahne ışığı" taşıyan, aynı zamanda dişiliği ve cazibeyi simgeleyen bir enerjiyi temsil eder; bu harf, isminin başındaki o patlayıcı volkanik gücü verir, seni girdiği ortamda fark edilir kılar ve olayları büyütme kapasitesi (Jüpiter etkisi) kazandırır. İkinci harf olan "E", Merkür’ün zekasını, hızlı iletişim yeteneğini, merakını, ruhsal geçişkenliğini ve sinir sistemini yöneten enerjisini simgeler; bu harf, "Ş" harfinin getirdiği o yoğun duygusallığı zihinsel bir süzgeçten geçirmeye, kelimelere dökmeye ve sosyalleşmeye çalışır, ancak bazen duyguların hızı (Şeyda) ile düşüncelerin hızı (E) çarpışarak sende içsel bir kaosa neden olabilir. "Y" harfi, Neptün’ün ve Plüton’un gizemini, dönüşüm gücünü, geçmişle gelecek arasındaki köprüyü, sezgileri, melankoliyi ve bilinçaltının derinliklerini mühürler; isminin tam ortasındaki bu harf, senin "Şeyda" (divane) tarafının kaynağıdır, seni rüyalara, sanata ve gizeme çeker. "D" harfi, Satürn’ün (veya Dünya elementinin) disiplinini, maddeye hakimiyetini, inşacılığını, gerçekçiliğini ve dayanıklılığını simgeler; bu harf, isminin içindeki tek "fren" mekanizmasıdır, o çılgın duyguları somut bir gerçekliğe (iş, evlilik, düzen) oturtmaya çalışır ve senin dağılmanı engeller. Son harf olan "A", Güneş’in ve Mars’ın saf liderlik, ego, mantık, başlatma ve "ben" deme gücünü temsil ederken, senin inisiyatif alma kapasiteni artırır. Bu gezegensel dizilim (Jüpiter/Mars - Merkür - Neptün/Plüton - Satürn - Güneş/Mars), senin içinde sürekli "uçmak, sevmek ve kaybolmak isteyen" bir Aşık (Ş, Y) ile "ayakları yere basmak, inşa etmek ve yönetmek isteyen" bir Liderin (D, A) dans ettiğini, bu yüzden hem çok romantik hem de çok hırslı olabildiğini gösterir.
İsminin harflerinin sayısal enerjileri incelendiğinde, Ş(3), E(5), Y(7), D(4), A(1) kombinasyonuyla karşılaşırsın ve bu sayıların toplamı (3+5+7+4+1=20 -> 2) eder; 2 sayısı, numerolojide "İşbirliği, Denge, Sezgi, Diplomasi, Sevgi ve Dualite" enerjisini temsil eder. İsminin anlamı "çılgınlık" (Şeyda) olsa da, ruhsal sayın olan 2, senin aslında derin bir "huzur ve denge" arayışında olduğunu, çatışmadan beslenmediğini, tam tersine bir "eş" ile tamamlanmak, "biz" olmak ve uyum içinde yaşamak istediğini kanıtlar. Elementer düzeyde analiz ettiğimizde, isminde Ateş (Ş, A) ve Su (Y, Ş'nin duygusal boyutu) elementlerinin çok baskın ve çatışmalı bir dans içinde olduğunu, Hava (E) ve Toprak (D) elementlerinin ise bu savaşı dengelemeye çalıştığını görürüz; Ateş ve Suyun bu "buharlaşma" etkisi, senin çok hızlı parlayıp çok hızlı sönebilen, bir an çok mutluyken bir an sonra derin bir hüzne dalabilen, duygusal tansiyonu yüksek bir yapıda olduğunu işaret eder. İsimde baskın olan harf enerjisi "Ş" ve "Y"dir; bu harfler senin hayatının "yüksek enerji, şans, sezgi ve duygusal derinlik" ekseninde döndüğünü, mantıktan ziyade hislerinle hareket ettiğini ve rüyalarının (Y harfi) genelde çıktığını kanıtlar.
İsimde eksik olan harf enerjileri genellikle "O", "U" gibi tam koruma sağlayan, evrensel akışa teslimiyeti simgeleyen veya "K", "B" gibi sezgisel ortaklıkları yöneten harfler olabilir; özellikle bu tok sesli harflerin eksikliği ve isminin "açık heceli" yapısı, senin bazen "enerji vampirlerine" karşı savunmasız kalmana, sınırlarını korumakta zorlanmana ve başkalarının duygusal yüklerini sünger gibi çekmene neden olabilir. Bu eksik enerjiyi dengelemek için, koyu mavi ve lacivert renkleri (koruma kalkanı) hayatına katmalı, "hayır" demeyi bir öz sevgi pratiği olarak benimsemeli ve auranı korumak için sık sık tuzlu suyla duş almalısın. Çakra sistemine baktığımızda, isminin "Solar Pleksus" (Ş, A harfleri), "Boğaz Çakrası" (E harfi), "Üçüncü Göz" (Y harfi) ve "Kök Çakra" (D harfi) üzerinde muazzam bir aktivasyon yarattığını, adeta bedenin enerji merkezlerinin sürekli bir "alarm" durumunda çalıştığını görürüz. Ancak bu yoğun duygusal ve sezgisel aktivite, "Kalp Çakrası" üzerinde bir "aşırı yüklenme" durumu yaratabilir; Şeyda ismi, kalbi o kadar yoğun kullanır ki, kalp çakrası bazen yorgun düşebilir, çarpıntılar, göğüs sıkışmaları veya duygusal tükenmişlik (burnout) yaşayabilirsin. Bu eksik veya blokaja açık çakra enerjisini dengelemek için, yeşil renkli gıdalar tüketmeli, doğada (yeşillikler içinde) vakit geçirmeli, pembe kuvars taşı kullanmalı ve kalbini dinlendirmek için sessizlik oruçları tutmalısın.
İsme göre senin en güçlü yönlerin; inanılmaz bir tutku ve yaşam enerjisi, yüksek yaratıcılık, sanatsal yetenekler, derin sezgiler, insanları etkileme ve ikna etme gücü (çekim yasasını doğal kullanma), vefa, cesaret ve sevdiği zaman dünyaları yakabilecek kadar büyük bir kalp kapasitesidir. Zayıf yönlerin ise; aşırı kıskançlık veya sahiplenme (sevginin gölge yanı), duygusal manipülasyona açık olma, melankoliye ve depresyona yatkınlık (Y harfi etkisi), sabırsızlık, fevrilik, dengesiz ruh halleri ve gerçeklerden kaçıp hayal dünyasına sığınma (eskapizm) eğilimidir. Karmik derslerin, "Denge" ve "Bağımlılıkları Aşma" üzerinedir; Şeyda ismini taşıyan bilinçler genellikle aşk acılarıyla, bağımlılık geliştirdikleri (insan, madde veya duygu) durumlarla sınanırlar, senin sınavın ise sevgiyi "yapışmak" olarak değil "özgür bırakmak" olarak deneyimlemek, kendi mutluluğunu bir başkasına endekslememek ve içindeki o devasa enerjiyi (Şeyda) yıkıcı değil yapıcı bir güce (sanata, üretime) dönüştürmektir. Ruhsal amacın, ilahi aşkı dünyevi aşkın içinde keşfetmek, duyguların dönüştürücü gücünü kullanarak insanlara ilham vermek, sanat veya şifa yoluyla kolektif bilincin yaralarını sarmak ve "aşkın" sadece bir duygu değil, bir varoluş hali olduğunu kanıtlamaktır.
Bu kozmik senaryoda uğurlu günün, Venüs’ün yönetimindeki, aşkın, güzelliğin ve sanatın günü olan Cuma (Ya Vedûd esmasıyla uyumlu) ve Mars'ın günü Salıdır (Tutku için); bu günlerin enerjisini, sanatsal faaliyetler yapmak, romantik buluşmalar ayarlamak, kişisel bakım yapmak ve tutkulu olduğun projeleri başlatmak için kullanarak kozmik rüzgarı arkana alabilirsin. Uğurlu rengin, tutkunun ve kök çakranın rengi olan Kırmızı, gizemin rengi Mor ve şifanın rengi Eflatundur; bu renkleri kıyafetlerinde veya yatak odası dekorasyonunda kullanarak (örneğin kırmızı bir obje veya mor bir nevresim) enerjini dengeleyebilir ve tutkunu canlı tutabilirsin. Uğurlu kokun, aşkın ve tutkunun kokusu olan Gül, baştan çıkarıcı Misk, mistik Amber ve ferahlatıcı Yasemin kokularıdır; bu kokuları özellikle enerjin düştüğünde veya çekiciliğini artırmak istediğinde kullanarak auranı parlatabilirsin. Uğurlu sayın, dengenin sayısı 2 ve şansın/tutkunun sayısı 3'tür; hayatındaki önemli kararları ayın 2, 3, 11, 12, 20, 21 veya 30'unda almak senin için daha akışkan ve tutkulu sonuçlar doğurabilir. Uğurlu bitkin, aşkı simgeleyen Kırmızı Gül, tutkuyu temsil eden Gelincik ve sezgileri açan Lavantadır; bu bitkileri yetiştirmek veya çaylarını içmek senin ruhunu Şeyda frekansına uyumlar. Uğurlu frekansın, ilişkileri şifalandıran ve kalbi onaran 639 Hz ile sakral çakrayı (yaratıcılık/tutku) dengeleyen 417 Hzdir; bu frekansları uyumadan önce veya yaratıcı bir iş yaparken dinlemek, içindeki kaosu yatıştırır.
Uygun mantran: "Ben Şeyda; aşkın aleviyim, ruhun neşesiyim; tutkumu dengeyle yaşıyor, sevgimi özgürce veriyor ve her anı kalbimin ritmiyle, coşkuyla deneyimliyorum." Bu mantrayı söylerken sol elini kalbinin üzerine, sağ elini de karnının altına (sakral çakra) koyarak ve derin, tutkulu bir nefes alıp vererek söylemek, isminin o yoğun enerjisini fiziksel bedenine dengeli bir şekilde indirecektir. Uygun taşın, "Tutku Taşı" olarak bilinen ve yaşam enerjisini artıran Lal Taşı (Garnet), koşulsuz sevgiyi çeken Pembe Kuvars veya sezgileri güçlendiren Ametisttir; Lal taşını kolye olarak veya cebinde taşıyarak enerjini yükseltebilir, Ametist taşını yastığının altına koyarak o karmaşık rüyalarını şifalandırabilirsin. Uygun alanların; Sanat (Tiyatro, Müzik, Resim, Edebiyat), Psikoloji/Psikiyatri (İnsan ruhunun derinlikleri), Moda ve Tasarım (Ş harfinin gösterişi), Halkla İlişkiler, Medya/İletişim, Şifacılık (Bioenerji/Reiki) veya Danışmanlık'tır; bu alanlar senin "ifade etme", "hissetme", "etkileme" ve "derinleşme" ihtiyacını tatmin edecek en verimli sahalardır. Yatırım konusunda, sanat eserleri, estetik/güzellik sektörü, eğlence endüstrisi veya altın/mücevherat gibi "değerli, parlak ve göze hitap eden" alanlar senin doğana uygundur; ancak fevri kararlar almaktan (Ateş etkisi) kaçınmalı ve D harfinin (Toprak) garantici yönünü devreye sokmalısın.
Uyumlanma Süreci için ismine özel 3 yöntem şöyledir:
Birincisi, Ateş Tratakası (Odaklanma): İsmindeki ateş elementini ve tutkuyu dengelemek için, güvenli bir ortamda bir mum yak. Gözlerini kırpmadan 1-2 dakika boyunca alevin en uç noktasına odaklan. Zihnindeki tüm dağınıklığın o alevde yandığını ve geriye saf, berrak bir ışık kaldığını imgele. "İçimdeki ateş beni yakmıyor, yolumu aydınlatıyor" de.
İkincisi, Yazı ve Şiir Terapisi: "Şeyda" ismi edebiyatla çok ilgilidir. İçindeki o taşan duyguları (E ve Y harfleri) dengelemek için, hislerini şiirsel bir dille kağıda dök. Kafiyeli olmasına gerek yok, sadece akıt. Bu, boğaz çakranı açar ve duygusal yükünü hafifletir.
Üçüncüsü, Topraklanma ve Köklenme: Duygusal uçuşları engellemek için, doğada çıplak ayakla yürü veya bir ağaca sarıl. "Duygularım gökyüzünde kuşlar gibi uçsa da, köklerim yeryüzünde sağlam" diyerek D harfinin (Toprak) gücünü hisset.
21 Günlük Uyum Programı şöyledir:
İlk 7 gün, "Denge ve Arınma" haftasıdır; aşırı uçlardan kaçın, ne çok gül ne çok ağla, ortada kalmaya çalış, tuzlu su banyosu yap ve "ben dengedeyim" de (Ya Adl esmasıyla).
İkinci 7 gün, "Sevgi ve Kabul" haftasıdır; kendini olduğun gibi (deliliklerinle birlikte) sev, aynaya bakıp iltifat et, kalp çakrası meditasyonu yap ve sevgiyi koşulsuz ver (Ya Vedûd esmasıyla).
Son 7 gün, "Yaratıcılık ve Eylem" haftasıdır; tutkunu bir projeye kanalize et, resim yap, dans et, enerjini somut bir şeye dönüştür ve hayallerini gerçeğe indir (Ya Vâcid esmasıyla).
Ruhsal Gücün, bilincin "İlahi Cezbe" kodundan gelir; sen mantığın bittiği yerde başlayan o muazzam aşkın, o kutsal deliliğin temsilcisisin. Senin ruhun, aklın sınırlarını zorlamadan, kalbin duvarlarını yıkmadan hakikate ulaşılamayacağını bilir. Bu ruhsal enerjiyi hayatında kullanmak için, "deli" denilmekten korkmamalı, sıradanlığın konforuna hapsolmamalı ve sahip olduğun o volkanik enerjiyi dünyayı yakmak için değil, insanların donmuş kalplerini ısıtmak ve onlara yaşam sevincini hatırlatmak için kullanmalısın.
Tezahür Metodun, "Duygusal İmgeleme ve Kalp Manyetizması" tekniğidir. Senin bilincin, kuru kuruya yapılan olumlamalara veya mantıklı planlara tepki vermez; o, duyguyla, aşkla ve tutkuyla beslenir. İsteklerini tezahür ettirmek için, o isteğin gerçekleştiği andaki "duyguyu" şimdiden yaşamalısın. Kalbinin pır pır ettiğini, heyecandan nefesinin kesildiğini hisset. "Şeyda" ismi, yüksek frekanslı duyguların (vecd, aşk, coşku) bir mıknatıs gibi çalıştığı alandır. Sen ne kadar çok "aşkla" istersen, o kadar çabuk olur. İsteğini bir aşk mektubu yazar gibi evrene yaz. "Sevgili Evren, bana gönderdiğin bu mucize için sana aşığım..." gibi. Bu tutkulu talep, evrenin en hızlı yanıt verdiği frekanstır. Niyetini "Aşkla, tutkuyla, coşkuyla ve en yüksek hayrıma..." diyerek mühürle ve o muazzam enerjini serbest bırak.
Özetle; sen "Şeyda" isminin taşıyıcısı olarak, aşkın, tutkunun ve derin bir hissedişin yeryüzündeki temsilcisisin. Senin kaderin, sönük bir köz gibi yaşamak değil, alev alev yanarak etrafını aydınlatmak, duyguların en derinini yaşayıp bunu sanata ve bilgeliğe dönüştürmektir. Hassasiyetin seni kırmasın, o senin radarındır; tutkun seni yakmasın, o senin yakıtındır. Sen, Ya Vedûd esmasının sevgisi, Ya Vâcid esmasının coşkususun. Kendi değerini bil, o deli dolu ama tertemiz kalbini koru ve muazzam potansiyelini dünyayı daha renkli, daha hisli ve daha "aşık" bir yer yapmak için kullan. Senin yolculuğun, bir kıvılcım olarak başlayıp, tüm evreni ısıtan bir aşk güneşine dönüşmenin o büyüleyici ve destansı hikayesidir.
Yorumlar