BİR İSMİN KÖKLERİNDE GİZLENEN KADİM YAŞAM PINARINA ULAŞMAK MÜMKÜN MÜ? Kelimelerin sadece dudaklardan dökülen sesler olmadığını, evrenin nefes alışverişi olduğunu hiç düşündünüz mü? Bugün inceleyeceğimiz isim, asırlardır insanlığın en büyük arayışını sembolize eden Bengisu kelimesidir. Etimolojik ve kültürel olarak ölümsüzlük suyunu, yani ab-ı hayatı temsil eden bu muazzam frekans, onu taşıyan bilince daima kalıcı olma, eser bırakma ve zamana meydan okuma dürtüsü aşılar. Bengisu ismini taşıyan bir bilinç, ZAT'ın sonsuzluk fikrini bu yoğun üç boyutlu simülasyonda deneyimlemeyi seçmiş cesur bir kaşiftir. Ancak bu muazzam enerjinin getirdiği çok ciddi bir kadersel gölge vardır; o da yaşlanma, yetersizlik ve geçip giden zamana karşı duyulan o derin, yıpratıcı korkudur. Bu ismi taşıyan kişi, hayatında her şeyi biriktirme, kaybetmemek için sımsıkı tutunma eğilimi gösterebilir ki bu durum onu finansal veya duygusal tıkanıklıklara sürükler. Somut bir hayat problemi olarak, eğer bir Bengis...
İsmin Kozmik Yankısı ve Numinous Uyanış Mu kıtasının o görkemli ve aydınlık günlerinde, insanlığın hakikate ulaşmak için karmaşık ritüellere veya gizli şifrelere ihtiyacı yoktu; çünkü o çağda bilinçler berraktı, algılar açıktı ve evrensel bilgi herkesin erişimine açık bir okyanus gibiydi. Naacal rahipleri, bu "Altın Çağ"ın sonunun yaklaştığını ve insanlığın "Demir Çağ"ın karanlık ve ağır titreşimlerine doğru kaçınılmaz bir düşüşe geçeceğini büyük bir hüzünle öngörmüşlerdi. Bu düşüş, sadece takvim yapraklarının değişmesi değil, şuursal bir körleşme, manevi bir unutkanlık ve maddenin yoğunluğu içinde ruhun boğulması anlamına geliyordu. İşte o kader gecesinde, Ra-Mu’nun başkanlığında toplanan bileler meclisi, bu kadim bilgeliğin tamamen yok olmaması için onu saklamanın, ama aynı zamanda hak edenlerin bulabileceği kadar da ortada bırakmanın bir yolunu aradılar. Bu sırrın saklanacağı en güvenli sandık, ne yerin yedi kat altındaki mağaralar ne de gökyüzündeki yıldızlardı...