Zihnimin derinliklerinde bugün aniden yankılanan ve etrafımdaki her şeye bakış açımı kökünden sarsan çok güçlü bir düşünce var. Gözümü açtığımda gördüğüm bu rengarenk, karmaşık, bazen korkutucu bazen de büyüleyici olan dış dünya, aslında benim içeride kim olduğumun sessiz bir itirafından ibaret olabilir. GERÇEKLİK DEDİĞİMİZ ŞEY ASLINDA KENDİ YANSIMAMIZ OLABİLİR Mİ? Etrafıma baktığımda gördüğüm dünyanın bağımsız, katı ve benden kopuk bir yapı olduğuna inanmaya ne kadar da meyilliyim. Oysa her sabah uyandığımda penceremden süzülen ışık, sokaktaki insanların telaşı, duyduğum sesler ve hissettiğim rüzgar aslında benim kim olduğumun birer yansımasından ibaret olabilir. İnsan, genellikle dünyayı olduğu gibi gördüğünü zanneder. Fakat asıl gerçek, dünyayı sadece "olduğumuz gibi" görmemizdir. Bizler, adeta devasa bir sinema salonunda oturmuş, kendi zihnimizin perdesine yansıtılan bir filmi izliyoruz. Ancak sorun şu ki, çoğumuz projektörün bizim içimizde olduğunu unutuyoruz. Suçu daim...
İÇİMİZDEKİ ÖZE, O YÜCE 'ZAT'A ULAŞMANIN SIRRI NEDİR? Bugün zihnimde şimşek gibi çakan bir soru belirdi. Varlığımızın o derin ve sessiz okyanusuna nasıl ulaşabiliriz? Günlük hayatın gürültüsü içinde bu soruyu kendime defalarca sordum. İnsanlık yüzyıllardır bu arayışın içindedir. Kimi dağ başlarına çekilmiştir. Kimi devasa tapınaklar inşa etmiştir. Kimi ise laboratuvarlarda mikroskopların ardına saklanmıştır. Ama cevap dışarıda değil, tamamen içeridedir. Zihnimiz sürekli konuşan bir makine gibidir. Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında durmadan gidip gelir. Bu bitmek bilmeyen gevezelik bizim gerçekliğimizi perdeliyor. Oysa bizim içimizde sarsılmaz bir dinginlik var. Bu dinginliğin kaynağı bizzat bizim özümüzdür. Buna "Zat" diyebiliriz. Bu Zat, evrenin nefes aldığı noktadır. Peki, o sarsılmaz Zat'a ulaşmanın en kolay yolu nedir? Çok derin düşüncelere daldım ve cevabın aslında inanılmaz derecede basit olduğunu fark ettim. Zihninizi odaklayacak ve duy...