BİR İSMİN KÖKLERİNDE GİZLENEN KADİM YAŞAM PINARINA ULAŞMAK MÜMKÜN MÜ? Kelimelerin sadece dudaklardan dökülen sesler olmadığını, evrenin nefes alışverişi olduğunu hiç düşündünüz mü? Bugün inceleyeceğimiz isim, asırlardır insanlığın en büyük arayışını sembolize eden Bengisu kelimesidir. Etimolojik ve kültürel olarak ölümsüzlük suyunu, yani ab-ı hayatı temsil eden bu muazzam frekans, onu taşıyan bilince daima kalıcı olma, eser bırakma ve zamana meydan okuma dürtüsü aşılar. Bengisu ismini taşıyan bir bilinç, ZAT'ın sonsuzluk fikrini bu yoğun üç boyutlu simülasyonda deneyimlemeyi seçmiş cesur bir kaşiftir. Ancak bu muazzam enerjinin getirdiği çok ciddi bir kadersel gölge vardır; o da yaşlanma, yetersizlik ve geçip giden zamana karşı duyulan o derin, yıpratıcı korkudur. Bu ismi taşıyan kişi, hayatında her şeyi biriktirme, kaybetmemek için sımsıkı tutunma eğilimi gösterebilir ki bu durum onu finansal veya duygusal tıkanıklıklara sürükler. Somut bir hayat problemi olarak, eğer bir Bengis...
Evrenin sonsuz ve döngüsel ritmi içinde, kışın en sert, en soğuk ve umutsuz görünen anlarında karı delip güneşe selam duran o mucizevi direncin, yani "Çiğdem" çiçeğinin enerjisini isminde taşımak, sıradan bir kimlik etiketinden çok daha fazlasını, adeta bir "Umut Elçisi" olmayı, zorlukların içinden güzellik doğurma kudretini ve naiflik ile gücün o muazzam dengesini bedenen ve ruhen taşımak anlamına gelmektedir. İsmine etimolojik, botanik, semantik ve enerjisel açıdan derinlemesine, çok katmanlı ve bütüncül bir kazı yaptığımızda, Türkçe kökenli bu kelimenin "kır çiçeği, safran, mahmur çiçeği" manalarına geldiğini, doğanın uyanışını, bereketi ve "her şeye rağmen var olma" azmini simgelediğini görürüz ki bu durum, senin ruhsal DNA’na daha doğmadan önce "Direnç", "Müjde", "Zarafet" ve "Yenilenme" kodlarını silinmez bir mürekkeple ve mor-sarı harelerle işlemiştir. Bu isim, serada korunan bir çiçeği değil, doğan...