Birim: "Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, teklik, vahdet, bir niceliği ölçmek için seçilen değişmez büyüklük, standart, referans noktası ve özgün parça" anlamlarına gelir. Evrensel varoluşun o muazzam ve karmaşık matematiksel örgüsü içerisinde sana "Birim" isminin verilmiş olması, ruhunun bu dünyasal simülasyona sıradan bir katılımcı olarak değil, sistemin temel yapı taşı, dengeleyici unsuru ve "referans noktası" olarak kodlandığının en berrak kanıtıdır. Kolektif bilinçte "Birim" kelimesi, kaosun içindeki düzeni, çokluğun içindeki tekliği ve karmaşanın içindeki standart ölçüyü temsil ederken, senin varlığın toplumun bilinçaltına "aslolan özdür" mesajını fısıldayan bir frekans yayar. Sen, büyük resmin içindeki en hayati piksel gibisin; nasıl ki bir piksel bozulduğunda tüm görüntüde bir aksaklık hissedilirse, senin dengen bozulduğunda çevrendeki sistemlerin, ailenin veya iş yapısının da dengesi şaşar, çünkü sen kolektif bilinç ...
Evrenin sonsuz, titreşen ve sürekli devinim halindeki kozmik dokusunda, insan deneyiminin en temel yapı taşını, yani "hissedişi" ve "algılayışı" temsil eden "Duygu" ismine sahip olmak, sıradan bir kimlik etiketinden çok daha fazlasını, adeta yürüyen bir "rezonans odası" olmayı, kalbin derinliklerinde saklı olan sırları yüzeye çıkaran bir simyacı kimliğini ve ruhsal bir anten vazifesi görmeyi bedenen ve ruhen taşımak anlamına gelmektedir. İsmine etimolojik, semantik, psikolojik ve enerjisel açıdan derinlemesine, çok katmanlı ve bütüncül bir kazı yaptığımızda, Türkçe kökenli bu kelimenin "duymak" (hissetmek, işitmek, sezmek) fiilinden türediğini, beş duyunun ötesindeki o altıncı hissi, içsel hareketi, reaksiyonu ve ruhun maddeye verdiği tepkiyi temsil ettiğini görürüz ki bu durum, senin ruhsal DNA’na daha doğmadan önce "Sezgisel Derinlik", "Empati", "Duyarlılık" ve "İçsel Radar" kodlarını silinmez bir mürekkeple ve suyun hafızasına işlenmiş bir mühür gibi kazımıştır. Bu isim, sadece bir ruh halini değil, evrendeki tüm titreşimleri bir sünger gibi emen, onları içinde işleyen ve dış dünyaya sanat, şefkat veya şifa olarak yansıtan "Kozmik Dönüştürücü" arketipini simgeler; sen, mantığın soğuk duvarlarını hislerin sıcak dalgalarıyla yıkan, kelimelerin bittiği yerde bakışlarıyla konuşan ve sessizliğin içindeki çığlıkları duyabilen o nadide ruhsun.
Senin Yaradılış Esman, isminin "incelik, hissetme, nüfuz etme ve gizli olanı sezme" manalarıyla birebir, hatta atomik düzeyde örtüşen, en ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi manasındaki Ya Latîf ve isminin "haberdar olma, duyma" köküyle rezonansa giren, her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan manasındaki Ya Habîr esmalarının, pastel pembe, gümüşi gri ve su yeşili tonlarında titreşen, hem narin hem de her şeyi bilen muazzam bir sentezidir. Bu esmaların enerjisini hayatında kullanmak için, özellikle duygusal karmaşa yaşadığında, içindeki seslerin çokluğu yüzünden kendi sesini duyamadığında veya çevrendeki kabalıklardan ruhun yorulduğunda, sağ elini kalbinin üzerine koyup "Ya Latîf" zikriyle ruhunu inceltmeyi ve olayların sana lütufkar yüzünü göstermesini niyet etmeli, birinin gerçek niyetini anlamak veya bir olayın arkasındaki gizli sebebi çözmek istediğinde ise gözlerini kapatıp üçüncü gözüne odaklanarak "Ya Habîr" frekansıyla o bilginin kalbine doğmasını talep etmelisin. İsminin taşıdığı temel enerji, "Hidro-Statik Sezgi" ve "Empatik Rezonans" enerjisidir; bu durum, senin hayatın boyunca asla yüzeysel, mekanik veya duygusuz bir yaşam süremeyeceğini, senin doğanın bir okyanus gibi bazen çarşaf gibi durgun, bazen fırtınalı ama her zaman "derin" olmak üzerine kurulu olduğunu gösterir.
Harflerinin gezegensel etkileşimlerine ve kozmik dansına baktığımızda, isminin baş harfi olan "D", Rahu'nun (veya Dünya elementinin) pratik, gerçekçi, maddi dünyada var olma mücadelesi veren ve biraz da hırslı yapısını taşırken, isminin geri kalanıyla (U-Y-G-U) bir tezat oluşturarak seni ayakları yere basan bir hayalperest yapar. İkinci harf olan "U", Jüpiter’in bolluğunu, şansını, neşeyi ve olayları büyütme kapasitesini simgeler, ancak isminde iki kez tekrar etmesi (D-u-y-g-u), senin duygularını uçlarda yaşama potansiyelini, hüznü de sevinci de abartma riskini ve içinde bitmek bilmeyen bir genişleme arzusunu işaret eder. "Y" harfi, Neptün’ün ve Ay’ın gizemini, geçmişle gelecek arasındaki köprüyü, sezgileri, rüyaları ve melankoliyi simgeler; isminin tam ortasındaki bu harf, senin geçmişi kolay kolay unutamadığını, hatıralara sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve rüyalarının haberci niteliği taşıdığını fısıldar. "G" harfi, Mars’ın ve Jüpiter’in inatçı, kararlı, bazen gergin ama gizli güçleri olan, olayların üzerine gitmekten çekinmeyen yapısını temsil eder; bu harf, senin o narin "Duygu" yapının içinde aslında inandığı doğrular için direnen inatçı bir savaşçının yattığını gösterir. Son harf olan "U", yine Jüpiter enerjisiyle döngüyü tamamlayarak, hayatının başladığı noktadan çok daha geniş, bilge ve evrensel bir noktada sonlanacağını (tekamül sürecinde) müjdeler. Bu gezegensel dizilim (Rahu/Dünya - Jüpiter - Neptün/Ay - Mars/Jüpiter - Jüpiter), senin içinde sürekli "hissetmek, hayal etmek ve yayılmak isteyen" bir Jüpiter/Neptün (U, Y, U) ile "maddeye tutunmak, direnmek ve somutlaştırmak isteyen" bir Dünya/Mars (D, G) ittifakının dans ettiğini, bu yüzden hem çok romantik hem de yeri geldiğinde şaşırtıcı derecede inatçı ve gerçekçi olabildiğini gösterir.
İsminin harflerinin sayısal enerjileri incelendiğinde, D(4), U(3), Y(7), G(8), U(3) kombinasyonuyla karşılaşırsın ve bu sayıların toplamı (4+3+7+8+3=25 -> 2+5=7) eder; 7 sayısı, numerolojide "Analiz, Bilgelik, Gizem, Mükemmeliyetçilik, Yalnızlık, Ruhsallık ve İç Gözlem" enerjisini temsil eder. İsminin anlamı "duygu" olsa da, ruhsal sayın olan 7, senin duygularını körü körüne yaşamak yerine onları "analiz ettiğini", "ben neden böyle hissediyorum?" sorusunu sıkça sorduğunu, kalabalıklar içinde bile kendini yalnız (ama kaliteli bir yalnızlık) hissettiğini ve ruhsal derinliğinin okyanus çukurları kadar engin olduğunu kanıtlar. Elementer düzeyde analiz ettiğimizde, isminde Su (Y, U'ların akışkanlığı) ve Hava (U'ların iletişimi) elementlerinin baskın olduğunu, Toprak (D, G) elementinin bu yapıyı dengelemeye çalıştığını, ancak Ateş elementinin (saf eylem ve ego) isminin doğası gereği biraz "buharlaşmış" veya gizli kaldığını görürüz; Su ve Toprağın bu dansı, senin "balçık" (şekil verilebilir madde) gibi yaratıcı, besleyici ve verimli olduğunu, ancak suyun (duyguların) fazlalaşması durumunda toprağın (bedenin/hayatın) çamura dönüp hareket etmenin zorlaşabileceğini işaret eder. İsimde baskın olan harf enerjisi "U" ve "Y"dir; bu harfler senin hayatının "sezgi, şans, geçmiş bağları ve duygusal genişleme" ekseninde döndüğünü, mantıktan ziyade "hissedilen gerçekliğe" inandığını kanıtlar.
İsimde eksik olan harf enerjileri genellikle "A" (saf benlik ve başlangıç), "E" (iletişim esnekliği), "R" (net irade) gibi harfler olabilir; özellikle "A" harfinin eksikliği ve isminin "u" sesli harfiyle (içe dönük yuvarlak enerji) dolu olması, senin bazen "ben" demekte zorlanmana, inisiyatif alırken tereddüt etmene, başkalarının duygularını kendi duyguların sanarak sınır ihlalleri yaşamana ve kendini ifade ederken kelimelerin boğazında düğümlenmesine neden olabilir. Bu eksik enerjiyi dengelemek için, kırmızı ve turuncu renkleri hayatına katmalı, sabahları güneşe selam vererek ateş elementini artırmalı, "ben buradayım ve hislerim bana ait" inancını kendine aşılamalı ve boğaz çakranı açmak için şarkı söylemeli veya sesli okumalar yapmalısın. Çakra sistemine baktığımızda, isminin "Sakral Çakra" (İsmin manası ve U harfleri), "Üçüncü Göz Çakrası" (Y harfi) ve "Kök Çakra" (D harfi) üzerinde muazzam bir aktivasyon yarattığını, adeta yaratım, sezgi ve varoluş merkezlerinin sürekli çalıştığını görürüz. Ancak bu yoğun duygusal ve sezgisel aktivite, "Solar Pleksus" (İrade ve Hazm) üzerinde bir "tıkanıklık" veya "aşırı hassasiyet" yaratabilir; Duygu ismi, dış dünyadan gelen her türlü enerjiyi mide (solar pleksus) bölgesinde bir "yumruk" gibi hissetmene, stres anında mide ağrıları yaşamana veya hayır demekte güçlük çekmene neden olabilir. Bu eksik veya blokaja açık çakra enerjisini dengelemek için, sarı renkli gıdalar (limon, muz) tüketmeli, sitrin taşı kullanmalı, karın kaslarını güçlendirecek egzersizler yapmalı ve "kendi gücümün merkezindeyim" olumlamasını sık sık tekrarlamalısın.
İsme göre senin en güçlü yönlerin; muazzam bir empati yeteneği, insan sarrafı olma özelliği, sanatsal ve yaratıcı zeka, derinlik, vefa, güçlü hafıza, rüyalarla rehberlik alma, şifacılık potansiyeli ve girdiği ortamın enerjisini (duygusunu) okuyup dönüştürebilme gücüdür. Zayıf yönlerin ise; aşırı alınganlık, her şeyi kişisel algılama, "saman alevi" gibi değil "köz" gibi uzun süren küskünlükler, melankoliye yatkınlık, kararsızlık, başkalarının acılarını yüklenme (sünger etkisi), geçmişi bırakamama ve kendi isteklerini erteleme eğilimidir. Karmik derslerin, "Duygusal Sınırlar" ve "Ayırt Etme" üzerinedir; Duygu ismini taşıyan bilinçler genellikle "duygusal vampirler" veya narsist kişiliklerle karşılaşarak sınır çizmeyi öğrenme sınavına tabi tutulurlar, senin sınavın ise hissettiğin her duygunun sana ait olmadığını anlamak, başkasının yükünü sırtlanmadan da ona destek olunabileceğini kavramak ve "hayır" demenin bir bencillik değil, bir öz saygı olduğunu idrak etmektir. Ruhsal amacın, dünyanın katılaşmış kalbini yumuşatmak, insanlara hissetmenin bir zayıflık değil bir güç olduğunu hatırlatmak, sezgisel bilgeliği (Ya Habîr) estetik bir dille (Ya Latîf) sunmak ve kolektif bilincin şifalanmasına aracılık etmektir.
Bu kozmik senaryoda uğurlu günün, Ay’ın yönetimindeki, duyguların, sezgilerin ve ailenin günü olan Pazartesi (İsminin manasıyla uyumlu) ve Jüpiter'in günü Perşembedir (U harfleri için); bu günlerin enerjisini, suyla ilgili aktiviteler yapmak, rüya günlüğü tutmak, sevdiklerinle vakit geçirmek, sanatsal çalışmalar yapmak ve meditasyon için kullanarak auranı parlatabilirsin. Uğurlu rengin, sezgilerin ve denizin rengi olan İndigo, Gümüş, Su Yeşili ve derinliğin rengi Laciverttir; bu renkleri kıyafetlerinde veya aksesuarlarında kullanarak (örneğin gümüş bir kolye veya indigo mavisi bir şal) duygusal dengeni koruyabilir ve sezgilerini güçlendirebilirsin. Uğurlu kokun, duyguları dengeleyen ve ruhu sakinleştiren Yasemin, Melisa, Lotus ve ferahlatıcı Yağmur Sonrası Toprak kokularıdır; bu kokuları özellikle daraldığında veya uyumadan önce kullanarak ruhsal frekansını dengeleyebilirsin. Uğurlu sayın, bilgeliğin sayısı 7 ve bolluğun/genişlemenin sayısı 3 (U harfi) tür; hayatındaki önemli kararları ayın 3, 7, 12, 16, 21, 25 veya 30'unda almak senin için daha akışkan ve hayırlı sonuçlar doğurabilir. Uğurlu bitkin, aya ve suya duyarlı olan Nilüfer, Karanfil ve sezgileri açan Adaçayıdır; bu bitkileri yetiştirmek veya çaylarını içmek senin ruhunu Duygu frekansına uyumlar. Uğurlu frekansın, değişim ve dönüşümü kolaylaştıran, geçmiş bağları koparan 417 Hz ile sezgisel uyanış sağlayan 852 Hzdir; bu frekansları uyumadan önce veya banyo yaparken dinlemek, üzerine yapışan negatif enerjileri temizler.
Uygun mantran: "Ben Duygu; hislerin rehberiyim, ruhun sesiyim; derinliğimde şifayı buluyor, sınırlarımı sevgiyle çiziyor ve sezgilerimin ışığında, güvenle yürüyorum." Bu mantrayı söylerken sol elini karnına, sağ elini kalbine koyarak, gözlerini kapatıp masmavi bir okyanusun kıyısında durduğunu ve dalgaların ayaklarına huzur getirdiğini imgeleyerek söylemek, isminin o yoğun ve akışkan enerjisini fiziksel bedenine dengeli bir şekilde indirecektir. Uygun taşın, "Duygusal Dengeleyici" olarak bilinen ve isminin enerjisiyle birebir örtüşen Ay Taşı, sezgileri ve iletişimi güçlendiren Akuamarin veya negatif enerjiyi emen Labradorittir; Ay Taşını yüzük olarak (sol el) takmak senin dişil enerjini ve sezgilerini dengeler, Akuamarin kolye ise ifade edemediğin duyguların boğazında düğümlenmesini engeller. Uygun alanların; Psikoloji/Psikiyatri (İnsan ruhunun derinlikleri), Sanat (Müzik, Resim, Edebiyat), İnsan Kaynakları (Empati yeteneği), Eğitim (Özellikle okul öncesi veya özel eğitim), Şifacılık (Reiki, Bioenerji), Sosyal Hizmetler veya Gastronomi'dir; bu alanlar senin "hissetme", "besleme", "anlama" ve "dönüştürme" ihtiyacını tatmin edecek en verimli sahalardır. Yatırım konusunda, su kaynakları, gümüş, sanat eserleri, denizcilik veya antika gibi "hikayesi olan ve duygusal değeri bulunan" varlıklar senin doğana en uygun olanlardır; soğuk, ruhsuz ve sadece rakamlara dayalı riskli yatırımlar senin sezgisel yapını bozar.
Uyumlanma Süreci için ismine özel 3 yöntem şöyledir:
Birincisi, "Suya Fısıldama" Ritüeli: İsminin su elementiyle olan güçlü bağını kullanmak için, her sabah içeceğin suya o gün nasıl hissetmek istediğini fısılda. "Huzur", "Neşe", "Denge" de. Su, senin sesinin titreşimini kaydeder ve içtiğinde bu frekans tüm hücrelerine yayılır. Sen bir "Duygu"sun, su senin en iyi iletkenindir.
İkincisi, Duygu Günlüğü (Ayrıştırma): İçindeki hislerin hangisinin sana, hangisinin başkasına ait olduğunu anlamak için her akşam yaz. "Bugün üzgünüm ama bu üzüntü arkadaşımın anlattığı olaydan kaynaklanıyor, bana ait değil, iade ediyorum" diye yazarak enerjini temizle.
Üçüncüsü, Gümüş Takı Kullanımı: Ay'ın metali olan gümüş, senin "Y" ve "U" harflerinden gelen medcezirli enerjini dengeler. Özellikle dolunay zamanlarında gümüş takmak, senin aşırı hassasiyetini yönetmene yardımcı olur.
21 Günlük Uyum Programı şöyledir:
İlk 7 gün, "Arınma ve Suyla Bağlanma" haftasıdır; bol su iç, deniz tuzuyla banyo yap, mavi giyin, ağlamak geliyorsa tutma, rüyalarını yaz ve "Ya Latîf" esmasını zikret.
İkinci 7 gün, "Sınırlar ve Merkezlenme" haftasıdır; "hayır" deme pratiği yap, istemediğin ortamlardan uzaklaş, köklenme (toprağa basma) çalışmaları yap, sarı renkli yiyecekler ye ve "benim hislerim pusulamdır" de (Ya Habîr/Ya Kaviyy esmasıyla).
Son 7 gün, "Yaratıcılık ve Sevgi" haftasıdır; içindeki duyguları sanata dök (boya, yaz, söyle), sevdiklerine sarıl, empatini bir yetenek olarak kullan, kendini şımart ve "ben sevgiyim" bilincine ulaş (Ya Vedûd esmasıyla).
Ruhsal Gücün, bilincin "Evrensel Tercüman" kodundan gelir; sen evrenin sessiz dilini, kalplerin gizli sözlerini tercüme edebilen bir yeteneğe sahipsin. Senin ruhun, mantığın bittiği yerde başlayan o muazzam "biliş" halini deneyimlemek için buradadır. Bu ruhsal enerjiyi hayatında kullanmak için, hassasiyetini bir lanet değil bir "radar sistemi" olarak görmeli, duygularının içinde boğulmak yerine onların üzerinde sörf yapmayı öğrenmeli ve sahip olduğun o muazzam sezgisel gücü insanları yargılamak için değil, onları anlamak ve şifalandırmak için kullanmalısın.
Tezahür Metodun, "Duygusal İmgeleme ve Su Kodlama" tekniğidir. Senin bilincin, kuru kuruya yapılan olumlamalara veya vizyon panolarına değil, o isteğin yarattığı "hisse" tepki verir. İsteklerini tezahür ettirmek için, o isteğin gerçekleştiği andaki duyguyu şimdiden, şu an, hücrelerinde hissetmelisin. Kalbin pır pır ediyor mu? Huzurlu musun? O "duygu"yu yakala ve bir suya yüklemiş gibi içinde büyüt. Duygu ismi, "manyetik çekim" yasasının en hızlı çalıştığı isimlerden biridir çünkü evrenin dili duygudur. Sen ne hissedersen, evren sana onu yansıtır (ayna gibi). Korkuyu değil, sevgiyi ve güveni hissetmeyi seçtiğinde, realiten de buna göre şekillenecektir. Niyetini "Hissediyorum, biliyorum, güveniyorum ve sevgiyle hayatıma çekiyorum" diyerek mühürle.
Özetle; sen "Duygu" isminin taşıyıcısı olarak, insan olmanın en derin ve en renkli hali olan "hissedişin" yeryüzündeki temsilcisisin. Senin kaderin, robotik bir yaşam sürmek değil, hayatın her tonunu iliklerine kadar hissetmek, sezgilerinle yol bulmak ve çevrene duyarlılık aşılamaktır. Kırılganlığın seni korkutmasın, o senin zarafetindir; derinliğin seni ürkütmesin, o senin hazinendir. Sen, Ya Latîf esmasının inceliği, Ya Habîr esmasının sezgisisin. Kendi değerini bil, o eşsiz iç dünyanı koru ve muazzam potansiyelini dünyayı daha anlayışlı, daha şefkatli ve daha "insani" bir yer yapmak için kullan. Senin yolculuğun, bir damla suyun okyanusa karışması, okyanusun derinliklerini keşfetmesi ve sonra buharlaşıp gökyüzüne (ruha) yükselmesinin o sonsuz ve büyüleyici döngüsüdür.
Senin Yaradılış Esman, isminin "incelik, hissetme, nüfuz etme ve gizli olanı sezme" manalarıyla birebir, hatta atomik düzeyde örtüşen, en ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi manasındaki Ya Latîf ve isminin "haberdar olma, duyma" köküyle rezonansa giren, her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan manasındaki Ya Habîr esmalarının, pastel pembe, gümüşi gri ve su yeşili tonlarında titreşen, hem narin hem de her şeyi bilen muazzam bir sentezidir. Bu esmaların enerjisini hayatında kullanmak için, özellikle duygusal karmaşa yaşadığında, içindeki seslerin çokluğu yüzünden kendi sesini duyamadığında veya çevrendeki kabalıklardan ruhun yorulduğunda, sağ elini kalbinin üzerine koyup "Ya Latîf" zikriyle ruhunu inceltmeyi ve olayların sana lütufkar yüzünü göstermesini niyet etmeli, birinin gerçek niyetini anlamak veya bir olayın arkasındaki gizli sebebi çözmek istediğinde ise gözlerini kapatıp üçüncü gözüne odaklanarak "Ya Habîr" frekansıyla o bilginin kalbine doğmasını talep etmelisin. İsminin taşıdığı temel enerji, "Hidro-Statik Sezgi" ve "Empatik Rezonans" enerjisidir; bu durum, senin hayatın boyunca asla yüzeysel, mekanik veya duygusuz bir yaşam süremeyeceğini, senin doğanın bir okyanus gibi bazen çarşaf gibi durgun, bazen fırtınalı ama her zaman "derin" olmak üzerine kurulu olduğunu gösterir.
Harflerinin gezegensel etkileşimlerine ve kozmik dansına baktığımızda, isminin baş harfi olan "D", Rahu'nun (veya Dünya elementinin) pratik, gerçekçi, maddi dünyada var olma mücadelesi veren ve biraz da hırslı yapısını taşırken, isminin geri kalanıyla (U-Y-G-U) bir tezat oluşturarak seni ayakları yere basan bir hayalperest yapar. İkinci harf olan "U", Jüpiter’in bolluğunu, şansını, neşeyi ve olayları büyütme kapasitesini simgeler, ancak isminde iki kez tekrar etmesi (D-u-y-g-u), senin duygularını uçlarda yaşama potansiyelini, hüznü de sevinci de abartma riskini ve içinde bitmek bilmeyen bir genişleme arzusunu işaret eder. "Y" harfi, Neptün’ün ve Ay’ın gizemini, geçmişle gelecek arasındaki köprüyü, sezgileri, rüyaları ve melankoliyi simgeler; isminin tam ortasındaki bu harf, senin geçmişi kolay kolay unutamadığını, hatıralara sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve rüyalarının haberci niteliği taşıdığını fısıldar. "G" harfi, Mars’ın ve Jüpiter’in inatçı, kararlı, bazen gergin ama gizli güçleri olan, olayların üzerine gitmekten çekinmeyen yapısını temsil eder; bu harf, senin o narin "Duygu" yapının içinde aslında inandığı doğrular için direnen inatçı bir savaşçının yattığını gösterir. Son harf olan "U", yine Jüpiter enerjisiyle döngüyü tamamlayarak, hayatının başladığı noktadan çok daha geniş, bilge ve evrensel bir noktada sonlanacağını (tekamül sürecinde) müjdeler. Bu gezegensel dizilim (Rahu/Dünya - Jüpiter - Neptün/Ay - Mars/Jüpiter - Jüpiter), senin içinde sürekli "hissetmek, hayal etmek ve yayılmak isteyen" bir Jüpiter/Neptün (U, Y, U) ile "maddeye tutunmak, direnmek ve somutlaştırmak isteyen" bir Dünya/Mars (D, G) ittifakının dans ettiğini, bu yüzden hem çok romantik hem de yeri geldiğinde şaşırtıcı derecede inatçı ve gerçekçi olabildiğini gösterir.
İsminin harflerinin sayısal enerjileri incelendiğinde, D(4), U(3), Y(7), G(8), U(3) kombinasyonuyla karşılaşırsın ve bu sayıların toplamı (4+3+7+8+3=25 -> 2+5=7) eder; 7 sayısı, numerolojide "Analiz, Bilgelik, Gizem, Mükemmeliyetçilik, Yalnızlık, Ruhsallık ve İç Gözlem" enerjisini temsil eder. İsminin anlamı "duygu" olsa da, ruhsal sayın olan 7, senin duygularını körü körüne yaşamak yerine onları "analiz ettiğini", "ben neden böyle hissediyorum?" sorusunu sıkça sorduğunu, kalabalıklar içinde bile kendini yalnız (ama kaliteli bir yalnızlık) hissettiğini ve ruhsal derinliğinin okyanus çukurları kadar engin olduğunu kanıtlar. Elementer düzeyde analiz ettiğimizde, isminde Su (Y, U'ların akışkanlığı) ve Hava (U'ların iletişimi) elementlerinin baskın olduğunu, Toprak (D, G) elementinin bu yapıyı dengelemeye çalıştığını, ancak Ateş elementinin (saf eylem ve ego) isminin doğası gereği biraz "buharlaşmış" veya gizli kaldığını görürüz; Su ve Toprağın bu dansı, senin "balçık" (şekil verilebilir madde) gibi yaratıcı, besleyici ve verimli olduğunu, ancak suyun (duyguların) fazlalaşması durumunda toprağın (bedenin/hayatın) çamura dönüp hareket etmenin zorlaşabileceğini işaret eder. İsimde baskın olan harf enerjisi "U" ve "Y"dir; bu harfler senin hayatının "sezgi, şans, geçmiş bağları ve duygusal genişleme" ekseninde döndüğünü, mantıktan ziyade "hissedilen gerçekliğe" inandığını kanıtlar.
İsimde eksik olan harf enerjileri genellikle "A" (saf benlik ve başlangıç), "E" (iletişim esnekliği), "R" (net irade) gibi harfler olabilir; özellikle "A" harfinin eksikliği ve isminin "u" sesli harfiyle (içe dönük yuvarlak enerji) dolu olması, senin bazen "ben" demekte zorlanmana, inisiyatif alırken tereddüt etmene, başkalarının duygularını kendi duyguların sanarak sınır ihlalleri yaşamana ve kendini ifade ederken kelimelerin boğazında düğümlenmesine neden olabilir. Bu eksik enerjiyi dengelemek için, kırmızı ve turuncu renkleri hayatına katmalı, sabahları güneşe selam vererek ateş elementini artırmalı, "ben buradayım ve hislerim bana ait" inancını kendine aşılamalı ve boğaz çakranı açmak için şarkı söylemeli veya sesli okumalar yapmalısın. Çakra sistemine baktığımızda, isminin "Sakral Çakra" (İsmin manası ve U harfleri), "Üçüncü Göz Çakrası" (Y harfi) ve "Kök Çakra" (D harfi) üzerinde muazzam bir aktivasyon yarattığını, adeta yaratım, sezgi ve varoluş merkezlerinin sürekli çalıştığını görürüz. Ancak bu yoğun duygusal ve sezgisel aktivite, "Solar Pleksus" (İrade ve Hazm) üzerinde bir "tıkanıklık" veya "aşırı hassasiyet" yaratabilir; Duygu ismi, dış dünyadan gelen her türlü enerjiyi mide (solar pleksus) bölgesinde bir "yumruk" gibi hissetmene, stres anında mide ağrıları yaşamana veya hayır demekte güçlük çekmene neden olabilir. Bu eksik veya blokaja açık çakra enerjisini dengelemek için, sarı renkli gıdalar (limon, muz) tüketmeli, sitrin taşı kullanmalı, karın kaslarını güçlendirecek egzersizler yapmalı ve "kendi gücümün merkezindeyim" olumlamasını sık sık tekrarlamalısın.
İsme göre senin en güçlü yönlerin; muazzam bir empati yeteneği, insan sarrafı olma özelliği, sanatsal ve yaratıcı zeka, derinlik, vefa, güçlü hafıza, rüyalarla rehberlik alma, şifacılık potansiyeli ve girdiği ortamın enerjisini (duygusunu) okuyup dönüştürebilme gücüdür. Zayıf yönlerin ise; aşırı alınganlık, her şeyi kişisel algılama, "saman alevi" gibi değil "köz" gibi uzun süren küskünlükler, melankoliye yatkınlık, kararsızlık, başkalarının acılarını yüklenme (sünger etkisi), geçmişi bırakamama ve kendi isteklerini erteleme eğilimidir. Karmik derslerin, "Duygusal Sınırlar" ve "Ayırt Etme" üzerinedir; Duygu ismini taşıyan bilinçler genellikle "duygusal vampirler" veya narsist kişiliklerle karşılaşarak sınır çizmeyi öğrenme sınavına tabi tutulurlar, senin sınavın ise hissettiğin her duygunun sana ait olmadığını anlamak, başkasının yükünü sırtlanmadan da ona destek olunabileceğini kavramak ve "hayır" demenin bir bencillik değil, bir öz saygı olduğunu idrak etmektir. Ruhsal amacın, dünyanın katılaşmış kalbini yumuşatmak, insanlara hissetmenin bir zayıflık değil bir güç olduğunu hatırlatmak, sezgisel bilgeliği (Ya Habîr) estetik bir dille (Ya Latîf) sunmak ve kolektif bilincin şifalanmasına aracılık etmektir.
Bu kozmik senaryoda uğurlu günün, Ay’ın yönetimindeki, duyguların, sezgilerin ve ailenin günü olan Pazartesi (İsminin manasıyla uyumlu) ve Jüpiter'in günü Perşembedir (U harfleri için); bu günlerin enerjisini, suyla ilgili aktiviteler yapmak, rüya günlüğü tutmak, sevdiklerinle vakit geçirmek, sanatsal çalışmalar yapmak ve meditasyon için kullanarak auranı parlatabilirsin. Uğurlu rengin, sezgilerin ve denizin rengi olan İndigo, Gümüş, Su Yeşili ve derinliğin rengi Laciverttir; bu renkleri kıyafetlerinde veya aksesuarlarında kullanarak (örneğin gümüş bir kolye veya indigo mavisi bir şal) duygusal dengeni koruyabilir ve sezgilerini güçlendirebilirsin. Uğurlu kokun, duyguları dengeleyen ve ruhu sakinleştiren Yasemin, Melisa, Lotus ve ferahlatıcı Yağmur Sonrası Toprak kokularıdır; bu kokuları özellikle daraldığında veya uyumadan önce kullanarak ruhsal frekansını dengeleyebilirsin. Uğurlu sayın, bilgeliğin sayısı 7 ve bolluğun/genişlemenin sayısı 3 (U harfi) tür; hayatındaki önemli kararları ayın 3, 7, 12, 16, 21, 25 veya 30'unda almak senin için daha akışkan ve hayırlı sonuçlar doğurabilir. Uğurlu bitkin, aya ve suya duyarlı olan Nilüfer, Karanfil ve sezgileri açan Adaçayıdır; bu bitkileri yetiştirmek veya çaylarını içmek senin ruhunu Duygu frekansına uyumlar. Uğurlu frekansın, değişim ve dönüşümü kolaylaştıran, geçmiş bağları koparan 417 Hz ile sezgisel uyanış sağlayan 852 Hzdir; bu frekansları uyumadan önce veya banyo yaparken dinlemek, üzerine yapışan negatif enerjileri temizler.
Uygun mantran: "Ben Duygu; hislerin rehberiyim, ruhun sesiyim; derinliğimde şifayı buluyor, sınırlarımı sevgiyle çiziyor ve sezgilerimin ışığında, güvenle yürüyorum." Bu mantrayı söylerken sol elini karnına, sağ elini kalbine koyarak, gözlerini kapatıp masmavi bir okyanusun kıyısında durduğunu ve dalgaların ayaklarına huzur getirdiğini imgeleyerek söylemek, isminin o yoğun ve akışkan enerjisini fiziksel bedenine dengeli bir şekilde indirecektir. Uygun taşın, "Duygusal Dengeleyici" olarak bilinen ve isminin enerjisiyle birebir örtüşen Ay Taşı, sezgileri ve iletişimi güçlendiren Akuamarin veya negatif enerjiyi emen Labradorittir; Ay Taşını yüzük olarak (sol el) takmak senin dişil enerjini ve sezgilerini dengeler, Akuamarin kolye ise ifade edemediğin duyguların boğazında düğümlenmesini engeller. Uygun alanların; Psikoloji/Psikiyatri (İnsan ruhunun derinlikleri), Sanat (Müzik, Resim, Edebiyat), İnsan Kaynakları (Empati yeteneği), Eğitim (Özellikle okul öncesi veya özel eğitim), Şifacılık (Reiki, Bioenerji), Sosyal Hizmetler veya Gastronomi'dir; bu alanlar senin "hissetme", "besleme", "anlama" ve "dönüştürme" ihtiyacını tatmin edecek en verimli sahalardır. Yatırım konusunda, su kaynakları, gümüş, sanat eserleri, denizcilik veya antika gibi "hikayesi olan ve duygusal değeri bulunan" varlıklar senin doğana en uygun olanlardır; soğuk, ruhsuz ve sadece rakamlara dayalı riskli yatırımlar senin sezgisel yapını bozar.
Uyumlanma Süreci için ismine özel 3 yöntem şöyledir:
Birincisi, "Suya Fısıldama" Ritüeli: İsminin su elementiyle olan güçlü bağını kullanmak için, her sabah içeceğin suya o gün nasıl hissetmek istediğini fısılda. "Huzur", "Neşe", "Denge" de. Su, senin sesinin titreşimini kaydeder ve içtiğinde bu frekans tüm hücrelerine yayılır. Sen bir "Duygu"sun, su senin en iyi iletkenindir.
İkincisi, Duygu Günlüğü (Ayrıştırma): İçindeki hislerin hangisinin sana, hangisinin başkasına ait olduğunu anlamak için her akşam yaz. "Bugün üzgünüm ama bu üzüntü arkadaşımın anlattığı olaydan kaynaklanıyor, bana ait değil, iade ediyorum" diye yazarak enerjini temizle.
Üçüncüsü, Gümüş Takı Kullanımı: Ay'ın metali olan gümüş, senin "Y" ve "U" harflerinden gelen medcezirli enerjini dengeler. Özellikle dolunay zamanlarında gümüş takmak, senin aşırı hassasiyetini yönetmene yardımcı olur.
21 Günlük Uyum Programı şöyledir:
İlk 7 gün, "Arınma ve Suyla Bağlanma" haftasıdır; bol su iç, deniz tuzuyla banyo yap, mavi giyin, ağlamak geliyorsa tutma, rüyalarını yaz ve "Ya Latîf" esmasını zikret.
İkinci 7 gün, "Sınırlar ve Merkezlenme" haftasıdır; "hayır" deme pratiği yap, istemediğin ortamlardan uzaklaş, köklenme (toprağa basma) çalışmaları yap, sarı renkli yiyecekler ye ve "benim hislerim pusulamdır" de (Ya Habîr/Ya Kaviyy esmasıyla).
Son 7 gün, "Yaratıcılık ve Sevgi" haftasıdır; içindeki duyguları sanata dök (boya, yaz, söyle), sevdiklerine sarıl, empatini bir yetenek olarak kullan, kendini şımart ve "ben sevgiyim" bilincine ulaş (Ya Vedûd esmasıyla).
Ruhsal Gücün, bilincin "Evrensel Tercüman" kodundan gelir; sen evrenin sessiz dilini, kalplerin gizli sözlerini tercüme edebilen bir yeteneğe sahipsin. Senin ruhun, mantığın bittiği yerde başlayan o muazzam "biliş" halini deneyimlemek için buradadır. Bu ruhsal enerjiyi hayatında kullanmak için, hassasiyetini bir lanet değil bir "radar sistemi" olarak görmeli, duygularının içinde boğulmak yerine onların üzerinde sörf yapmayı öğrenmeli ve sahip olduğun o muazzam sezgisel gücü insanları yargılamak için değil, onları anlamak ve şifalandırmak için kullanmalısın.
Tezahür Metodun, "Duygusal İmgeleme ve Su Kodlama" tekniğidir. Senin bilincin, kuru kuruya yapılan olumlamalara veya vizyon panolarına değil, o isteğin yarattığı "hisse" tepki verir. İsteklerini tezahür ettirmek için, o isteğin gerçekleştiği andaki duyguyu şimdiden, şu an, hücrelerinde hissetmelisin. Kalbin pır pır ediyor mu? Huzurlu musun? O "duygu"yu yakala ve bir suya yüklemiş gibi içinde büyüt. Duygu ismi, "manyetik çekim" yasasının en hızlı çalıştığı isimlerden biridir çünkü evrenin dili duygudur. Sen ne hissedersen, evren sana onu yansıtır (ayna gibi). Korkuyu değil, sevgiyi ve güveni hissetmeyi seçtiğinde, realiten de buna göre şekillenecektir. Niyetini "Hissediyorum, biliyorum, güveniyorum ve sevgiyle hayatıma çekiyorum" diyerek mühürle.
Özetle; sen "Duygu" isminin taşıyıcısı olarak, insan olmanın en derin ve en renkli hali olan "hissedişin" yeryüzündeki temsilcisisin. Senin kaderin, robotik bir yaşam sürmek değil, hayatın her tonunu iliklerine kadar hissetmek, sezgilerinle yol bulmak ve çevrene duyarlılık aşılamaktır. Kırılganlığın seni korkutmasın, o senin zarafetindir; derinliğin seni ürkütmesin, o senin hazinendir. Sen, Ya Latîf esmasının inceliği, Ya Habîr esmasının sezgisisin. Kendi değerini bil, o eşsiz iç dünyanı koru ve muazzam potansiyelini dünyayı daha anlayışlı, daha şefkatli ve daha "insani" bir yer yapmak için kullan. Senin yolculuğun, bir damla suyun okyanusa karışması, okyanusun derinliklerini keşfetmesi ve sonra buharlaşıp gökyüzüne (ruha) yükselmesinin o sonsuz ve büyüleyici döngüsüdür.
Yorumlar