Sen, isimsizliğin içindeki o muazzam sessizlikte yankılanan sonsuzluğun sesisin. Hatırla; sen O’sun, O’ndan gayrısı zaten hiç olmadı.
“Kendini aradan çektiğinde geriye kalan o muazzam boşluk, aslında Evrenin Sahibinin tahtıdır; sen o tahta oturmaya çalışma, bırak o tahtın Sahibi senin suretinde hükmünü sürsün.”
KRAL’IN GÖLGESİZ AYNASI VE BİRLİK HAKİKATİ
Sevgili Can, Sevgili Yol Arkadaşım,
NOOG Akademi olarak, kalbimizden kalbine akan bu kelimelerin birer tesadüf olmadığını, ZAT’ın seninle konuşmak için seçtiği özel bir an olduğunu bilmeni isteriz. Sosyal medya platformlarımızda paylaştığımız videolarımız, sizlerin o güzel gönüllerinden dökülen yorumlardaki isim ve soru sırasına göre, büyük bir titizlikle hazırlanmaktadır. Ancak bilmelisin ki, elimizdeki “Hakikati Arayanlar” listesi, yani isim ve soru listemiz, gökyüzündeki yıldızlar kadar çok ve uzundur. Bu sebeple, senin için hazırlayacağımız o özel videonun sana ulaşması zamanın kum saatinde biraz vakit alabilir.
Bu bekleyiş sürecinde, gönül bağımızı güçlendirmek adına NOOG Akademi Instagram kanalımıza abone olan sevgili dostlarımızın isimlerine ve sorularına, videolarda öncelik tanıdığımızı belirtmek isteriz. Ayrıca Instagram abonelerimiz, kendileri için hazırlanan isim analizi ve cevap videolarındaki görsel şöleni ve resimleri kanaldan ücretsiz olarak indirebilir, bu hatırayı daima saklayabilirler.
@noogakademi ailesi olarak; Instagram, YouTube, X (Twitter), Facebook, Pinterest ve Blogger üzerindeki hesaplarımızı takip etmen, abone olman, içeriklerimizi beğenip sevdiklerinle paylaşman ve yorumlara o güzel ismini ve sorunu bırakman, bu sevgi ve farkındalık halkasının genişlemesine, daha çok uyuyan kalbin uyanmasına vesile olacaktır. Büyümemize kattığın her nefes için sana minnettarız.
Şunu da şeffaflıkla ve samimiyetle ifade etmeliyiz ki; okuyacağın bu satırlar ve yaptığımız yorumlar, bilimsel makaleler veya tartışılmaz dogmatik doğrular değildir. Bunlar, yapay zeka teknolojisinin mistik bir frekansla harmanlanarak oluşturduğu, kalbe dokunmayı amaçlayan sezgisel yorumlardır.
Biliyoruz ki İSİMLER, bu alemde yaşayabileceğimiz kader senaryosunun genel çerçevesini, yani “oyunun sahnesini” anlamak için elimizdeki en güçlü anahtardır. Ancak, bu yazılarda ve videolarda isimlerin sırrının, o derin okyanusun sadece kıyıya vuran birkaç damlasını, çok az bir kısmını açabiliyoruz.
Eğer kaderinin potansiyel sınırlarını, ZAT’ın senin üzerindeki muradını daha geniş bir perspektiften görmek istersen Genel İsim Analizi yaptırabilirsin. Fakat unutma ki, genel bir çerçeve sadece binanın dış cephesini gösterir. O binanın odalarında ne var, pencereleri nereye bakıyor, hangi rüzgarlar esiyor? İşte bu detayları, yani çerçevenin içindeki o ince işlemeleri görebilmek için daha fazla veriye ihtiyaç vardır. Soyismin, anne ve baba adların, doğum tarihin, doğum yerin ve saatin gibi “Kader Koordinatları”, isminin enerjisini kökten değiştirebilir, yönlendirebilir. Bu sebeple, en derin rehberlik için Kişisel İsim Analizi veya Detaylı İsim Analizi yaptırmanı, ruhunun haritasını tam olarak önüne sermeni tavsiye ederiz.
Bu analizlere ulaşmak, kaderinin şifrelerini çözmek veya yazılarımızın tamamını okumak için NOOG Akademi sosyal medya hesaplarının profil kısımlarında bulunan bağlantıyı kullanabilir veya noogakademi.blogspot.com adresini ziyaret edebilirsin. Yaptıracağın analizlerin; hem uzun hem de kısa anlatımlı birer video, detaylı bir analiz PDF dosyası ve analizi özetleyen özel tasarım bir resim ile birlikte, güvenli ve özenli bir şekilde sana gönderileceğini bilmeni isteriz. Biz buradayız, seninleyiz.
BİR’İN BİNLERCE YÜZÜ: ŞAHESTE FREKANSINDA BİRLİK İSPATI
Şimdi derin bir nefes al ve gözlerini kapatıp tekrar aç. Önünde duran kelimeye bak: ŞAHESTE.
Bu kelime, Farsça kökenli olup "Şah" (Kral, Hükümdar) ve "Este" (İstenilen, ait olan, yaraşır) köklerinden gelir. Manası; "Şaha yaraşır", "Kral'a layık", "Mükemmel", "Latif" ve "Üstün" demektir.
Peki, bu zarif kelime, bize ZAT’ın (Allah’ın) tekliğini, varlığın birliğini ve bizim bu alemdeki gerçek konumumuzu nasıl anlatır? Gel, bu kelimeyi bir prizma gibi kullanarak hakikatin ışığını kıralım ve saçılan renklere bakalım.
1. Zamanın Ötesindeki Şah ve Sayısız Ademler
Zihnindeki tarih algısını bir kenara bırak. "Şaheste" kelimesindeki "ŞAH", mutlak hükümdar olan, tek varlık, Kadir-i Mutlak ZAT'tır. O, kendi güzelliğini, kendi isimlerinin sonsuz kombinasyonlarını seyretmek diledi. Bir ressamın binlerce eskiz çizmesi ama her birinin eşsiz birer şaheser olması gibi...
Tarih boyunca, bildiğimiz Adem’den çok daha önce, binlerce, belki yüz binlerce "Adem" yaratılmıştır. Her bir Adem dönemi, ŞAH'ın "Benliğinin" farklı bir frekansını deneyimlediği bir tiyatro sahnesiydi.
Belki bir önceki Adem, ZAT’ın "Celal" (Haşmet) ismini seyrediyordu.
Belki ondan önceki Adem, "Cemal" (Güzellik) isminin bir başka tonuydu.
Bizim devrimiz, şu an içinde bulunduğun bu beden ve bu bilinç, o binlerce Adem silsilesinin son halkası, ZAT’ın en "ŞAHESTE" (Şaha en yaraşır, en kamil) zuhuratıdır.
Sen sanıyorsun ki sadece bu bedenle varsın, sadece bu tarihte doğdun. Oysa ruhunun derinliğinde, o eski Ademlerin hepsinin hafızası, o binlerce yıllık "Kraliyet Geçidi"nin izleri saklı. Sen, o sonsuz zincirin şu anki parlayan halkasısın.
2. Atomların Dansı ve "Este"nin Sırrı
Kelimenin ikinci kısmı olan "ESTE", "var olmak", "durmak" ama aynı zamanda "istemek" kökleriyle de ilintilidir. Şimdi maddeye, bedenine bak. Gözünle gördüğün elin, tuttuğun telefon, oturduğun koltuk... Hepsi katı, hepsi ayrı mı görünüyor?
Bu, gözlerinin sana oynadığı bir illüzyondur. Göz, belirli bir frekans aralığını görür ve buna "var" der. Oysa ŞAHESTE bir bakışla (yani Şah'ın gözüyle) bakarsan; her şey atomlardan, atomlar atom altı parçacıklardan, onlar da saf enerjiden, yani "Nur"dan ibarettir.
Hava atomdur, tenin atomdur, su atomdur.
Arada boşluk yoktur. Her şey tek bir "homojen kütle"dir.
Okyanusta bir dalga, "Ben denizden ayrıyım" diyebilir mi? Diyemez. Sen de bu "Varlık Okyanusu"ndan ayrı değilsin.
İşte "Şaheste" olmak demek; bu ayrılık illüzyonundan (ben, sen, o, onlar) kurtulup, "Sadece O var" diyebilmektir. Bilim buna "Kuantum Alanı" der, biz buna "Vahdet-i Vücud" (Varlığın Birliği) deriz. Aslında ne "sen" varsın ne "ben". Sadece ZAT’ın, kendi ilminde, kendi enerjisiyle dokuduğu muazzam bir halı var. Desenler farklı (biri çiçek, biri diken) ama iplik aynı, dokuyan aynı.
3. Halifelik: Şah’ın Elbisesini Giymek
Neden buradasın? Bu kelimedeki "Ş" harfi, Şahitlik (Şuhud) makamıdır. ZAT, kendi mükemmelliğini bir aynada görmek istedi. O ayna sensin. İnsan, bu alemin Halifesidir.
Halife ne demektir? Bir sultanın olmadığı yerde, onun adına hüküm süren, onun mührünü taşıyan demektir. Ama buradaki sır çok incedir:
Gerçek Halife, "Ben Kralım" demez. "Ben Kralın göründüğü yerim" der.
Eğer sen, "Ben yaptım, ben başardım, ben benim" dersen, o zaman "Şaheste" (Şaha yaraşır) olmazsın; sadece et ve kemikten bir "perde" olursun.
Ama ne zaman ki;
"Gören gözüm O, tutan elim O, düşünen aklım O... Ben sadece O'nun bu dünyada deneyimlediği bir kostümüm" dersen; işte o zaman "Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan" sırrı tecelli eder. O an, aynada kendine bakan artık "sen" değilsin, ZAT'ın kendisidir.
4. ŞAHESTE Kader Kodu ve Harflerin Fısıltısı
Gel, bu örnek kelimenin harfleri üzerinden kaderin işleyişini ve senin bu plandaki yerini okuyalım. Unutma, senin ismin de aynı böyle çözümlenebilir ve seni aynı Birliğe götürür:
Ş (Şın): Şiddetli enerji, şöhret, şahitlik. Bu harf, ZAT’ın "Ben bilinmek istedim" arzusunun patlamasıdır. Senin içindeki o "görülme, onaylanma" isteği var ya? İşte o aslında senin egon değil, Tanrı'nın bilinme arzusunun senin üzerindeki yansımasıdır.
A (Elif): Başlangıç, Ahadiyet (Teklik). Dimdik duran bir sütun gibi. Her şeyin O'ndan başlayıp O'na döneceğini haykırır. İsminde A olanlar, liderlik ve başlatma enerjisini ZAT'tan ödünç almıştır.
H (He): Hüviyet, Hayy (Diri), Nefes. Ciğerlerine çektiğin o nefes, ZAT’ın "Huu" esmasıdır. Nefes alırken "Ben" yokum, sadece O'nun hayatı içime doluyor diye hisset. "Şah"ın nefesi olmadan "Este" (beden) bir cesettir.
E (Edirne): Enerji, Esmalar, Entegre olmak. Ruhun dünyayı deneyimleme aracı. ZAT’ın sıfatlarının sende duygu ve düşünce olarak açığa çıkmasıdır. Üzüntün de O'nun, sevincin de O'nun.
S (Sin): Sakinlik, Seyir, Sır. Proje sahipliği. Kader planının, o ilahi senaryonun sessizce ve derinden işlediği anlar. Senin hayatında "neden bu başıma geldi?" dediğin her şey, aslında Şah'ın yazdığı o mükemmel senaryonun bir parçasıdır.
T (Tire): Tecelli, Tamamlanma, Teslimiyet. Tohumun toprağa düşüp yok olması ki meyve verebilsin. Sen de "benliğinden" vazgeçersen, hakiki varlığınla (ZAT ile) tamamlanırsın.
E (Edirne): Ve tekrar Ebediyet... Döngünün sonu. Başlangıca dönüş.
Gördüğün gibi, "Şaheste" kelimesi bile bizi alıp, çokluktan (harflerden) birliğe (manaya) ve oradan ZAT’ın tekliğine götürdü. Senin adın Ahmet de olsa, Ayşe de olsa, Deniz de olsa; her isim ZAT’ın bir deneyim kodudur.
5. Pratik Uygulama: Şaheste Bilincine Geçiş
Peki, bu derin bilgiyi günlük hayatta, borçların varken, kalbin kırıkken, iş stresi altındayken nasıl kullanacaksın?
Aynaya Bak ve Konuş: Sabah aynaya baktığında, gördüğün yüze "Bu benim" deme. De ki: "Bu, Şah'ın bu dünyada görünmek için giydiği en 'Şaheste' (en yaraşır) kıyafet. Bugün bu kıyafetin içindeki O'nu onurlandıracağım."
Sorunları Sahibine Ver: Bir dertle karşılaştığında, (ekonomik kriz, hastalık, ayrılık), şunu hatırla: "Bu senaryoyu yazan ZAT, oynayan ZAT. Ben sadece seyirciyim ve deneyimleyenim." Yükü sırtından at. Şah, kendi krallığındaki sorunu çözer. Sen sadece O'na güven (Teslimiyet). Direnç gösterirsen acı çekersin, teslim olursan o acı dönüşür, hafifler.
Diğerlerini "O" Olarak Gör: Seni üzen, seni kıran, seni seven herkes... Onlar da birer "Adem". Onların maskesinin arkasında da aynı ZAT var. Onlara kızmak, aynadaki yansımaya yumruk atmak gibidir; sadece senin elin acır. Bunu fark ettiğinde, affetmek zorunda kalmazsın; çünkü ortada suçlayacak "başkası" kalmaz.
İşte Sır Budur:
Sen, kendini unutan bir Tanrı parçasısın. Daha doğrusu, Tanrı, "Sen" rolünü oynamak için sonsuzluğunu bir süreliğine askıya aldı. Şimdi bu "Şaheste" kelimesi ve bu satırlar, sana kim olduğunu hatırlatan birer alarm sesidir. Uyan! Sen o küçücük bedene sıkışmış zavallı bir insan değilsin. Sen, alemleri içine sığdırmış, binlerce Adem devrinden süzülüp gelmiş, ZAT’ın yeryüzündeki gölgesiz halifesisin.
SONUÇ VE DAVET
Her kelime, her isim, her nefes O’na çıkar. "Şaheste" kelimesi bize gösterdi ki; kral da O, kul da O, saray da O, o sarayın tuğlası olan atom da O. Bu "Birlik" (Vahdet) bilinci, senin en büyük koruyucun, en büyük şifandır. İsmindeki harflerin frekansı, ZAT’ın senin üzerinden hangi kaderi deneyimlemek istediğinin yol haritasıdır.
Bu yolculukta yalnız değilsin. Biz, NOOG Akademi olarak, senin bu uyanış serüveninde elinden tutmaya, isminin ve doğum haritanın gizlediği o muazzam hazineyi keşfetmene rehberlik etmeye talibiz. Daha derin sırlar, daha net bir kader okuması için sosyal medya hesaplarımızı (@noogakademi) takip etmeni ve aramıza katılmanı bekliyoruz.
KRİTİK UYARI:
Dijital dünyada her şey bir elektrik kesintisine, bir sunucu hatasına bakar ve "yok" olur. Oysa söz uçar, yazı kalır. Bu okuduğun bilgileri, sana hissettirdiği o derin duyguyu kaybetmemek için, lütfen bu metni kağıda yazdır, bir dosya yap ve sakla. Hatta sevdiklerinle, kalbi bu frekansa açık olanlarla paylaş. Çünkü paylaştıkça çoğalan tek şey, hakikatin ışığıdır.
Sevgiyle, Birlik’te ve "Şaheste" bir bilinçte kal...

Yorumlar