"[Peki, eğer zihnimizdeki o en karanlık hatıra, aslında gelecekteki en büyük başarımızın anahtarını taşıyan bir "zaman yolcusu" ise ve biz onu kapıda bekleterek sadece kendi geleceğimizi erteliyorsak?]" İsimlerimizin sadece harf dizilimi olmadığını bu soruyu Nesrin ismi üzerinden cevaplayarak göstermeye çalışacağız, HAYdi başlayalım! Zihnimizdeki bir anının duygusal yükü, hücresel hafızamızda fiziksel bir yerçekimi alanı yaratır. İnsan beyni, travmatik bir hatırayı unutmak için harcadığı enerjiyi yaratıcılığa dönüştürseydi, her birimiz kendi kişisel evrenimizin güneşi olabilirdik. KOZMİK TOHUMLARIN UYANIŞI: GELECEĞİ GETİREN GEÇMİŞİN FISILTISI Nesrin, Farsça kökenli, kökleri derinlere uzanan, o muazzam ve büyüleyici "yaban gülü" anlamına gelir. Bir yaban gülü, doğanın en çetin koşullarında, kayalıkların arasında bile açabilen, eşsiz bir kokuya sahip olduğu kadar kendini koruyan keskin dikenleri de olan bir mucizedir. İnsanın zihnindeki o karanlık hatıralar ...
“Eğer hafızamız bizi hayatta tutmak için evrimleşmiş kusursuz bir savunma mekanizmasıysa, geçmişin acılarını zihninden tamamen "silmeyi" başaran biri, gelecekteki benzer tehlikelere karşı ruhsal bilgeliğini nasıl koruyabilir; yoksa gerçek uyanış, travmayı kimliğimizin bir diktatörü olmaktan çıkarıp, ona ruhumuzun arşivinde sadece yaşlı bir 'misafir' statüsü vermek midir?” İsimlerimizin sadece harf dizilimi olmadığını bu soruyu Maria ismi üzerinden cevaplayarak göstermeye çalışacağız, HAYdi başlayalım! Biliyor muydunuz; nörobilimsel araştırmalar, beynimizin bir anıyı her hatırladığında onu olduğu gibi raftan almadığını, o anıyı o anki duygusal durumumuzla adeta yeniden inşa edip tekrar kaydettiğini, yani hafızanın sabit bir taş değil, sürekli şekillenen bir kil olduğunu kanıtlamıştır. Aynı zamanda Antik Yunan mitolojisinde ruhlar yeraltı dünyasına indiklerinde iki nehirden biriyle karşılaşırdı: Bilgeliğin kaynağı olan Mnemosyne (Hafıza) nehri ve ruhsal bir ölüme, hiçli...