“Eğer hafızamız bizi hayatta tutmak için evrimleşmiş kusursuz bir savunma mekanizmasıysa, geçmişin acılarını zihninden tamamen "silmeyi" başaran biri, gelecekteki benzer tehlikelere karşı ruhsal bilgeliğini nasıl koruyabilir; yoksa gerçek uyanış, travmayı kimliğimizin bir diktatörü olmaktan çıkarıp, ona ruhumuzun arşivinde sadece yaşlı bir 'misafir' statüsü vermek midir?” İsimlerimizin sadece harf dizilimi olmadığını bu soruyu Maria ismi üzerinden cevaplayarak göstermeye çalışacağız, HAYdi başlayalım! Biliyor muydunuz; nörobilimsel araştırmalar, beynimizin bir anıyı her hatırladığında onu olduğu gibi raftan almadığını, o anıyı o anki duygusal durumumuzla adeta yeniden inşa edip tekrar kaydettiğini, yani hafızanın sabit bir taş değil, sürekli şekillenen bir kil olduğunu kanıtlamıştır. Aynı zamanda Antik Yunan mitolojisinde ruhlar yeraltı dünyasına indiklerinde iki nehirden biriyle karşılaşırdı: Bilgeliğin kaynağı olan Mnemosyne (Hafıza) nehri ve ruhsal bir ölüme, hiçli...
“Eğer hayatınızda şu an sizi en çok yoran, en çok direndiğiniz ve bir an önce bitmesini istediğiniz o zorlu olay; aslında sizi yok etmek için değil de, ZAT'ın o saf ve pürüzsüz nuruna tam bir iletken olabilmeniz için aradan çekilmenizi, şeffaflaşmanızı ve içinizdeki en güçlü sevgi frekansını açığa çıkarmanızı bekleyen ilahi bir uyanış alarmından (glitch) başka bir şey değilse, yarın sabah uyandığınızda o olaya ilk hangi gözle, hangi derin kabulle bakardınız?” İsimlerimizin sadece harf dizilimi olmadığını bu soruyu Asya ismi üzerinden cevaplayarak göstermeye çalışacağız, HAYdi başlayalım! Ses titreşimlerinin aslında kaderimizi yazan, ruhumuzun derinliklerine işleyen görünmez mürekkepler olduğunu hiç düşündünüz mü? Belki de hayatımızdaki en büyük ıstıraplar ve direnişler, ismimizde gizlenen ve henüz bilincimiz tarafından çözülmeyi bekleyen bir şifrenin evrensel yankısından ibarettir. DİRENİŞİN İÇİNDEKİ TESLİMİYET: GÖLGENİ KABUL EDEREK IŞIĞA DÖNÜŞME SANATI VE İLAHİ İLETKENLİK Bu yazı,...